Sunday, 7 December 2014

Sorunlu Çocuk Yetiştirmenin Kuralları- Doç. Dr. Şafak Nakajima

Modern hayat, aileleri küçültmekle kalmadı. 
 
Aile içi iktidar da el değiştirdi. 
 
Üstelik gözle görülür bir darbe olmaksızın iktidar, eski sahiplerinin kendi istek ve yoğun çabalarıyla, yeni sahiplerine teslim edildi.
 
Anne ve babalar, kral ve kraliçelik tahtlarını çocuklarına devredip, genç prens ve prensesleri, evin mutlak hâkimi ilan ettiler.
 
İlk zamanlar, geçmişin despot ve hoşgörüsüz ebeveyn modeline oranla bu yeni, çocuk merkezli model, bir devrim gibi algılandı.
 
 
Ama her devrim gibi bu devrim de, önce kendi evlatlarını yedi.
 
Yaşam deneyimi, bilgi birikimi, saygı, sabır, davranış kontrolü, odaklanma konularında son derece yetersiz olan bu genç monarklar, hem yönettikleri aileleri, hem de restoranda, markette, tatilde veya komşu olarak onların yakınlarında bulunma talihsizliğine uğrayan başka insanları; giderek de toplumu mahvetmeye başladılar.
 
Yeni düzende, kuralları çocuklar belirler oldu.
 
Ebeveynler, bu küçük yöneticilerin her istediklerini, hatta çoğu kez istediklerinden de fazlasını yapıp, neden hala onlara yaranamadıklarına şaşan ve kellesinin gitmesinden korkan sultan dalkavuklarına dönüştü.
 
En ufak bir kural koyma veya cezalandırmanın, çocuğu ruh hastası yapacağına o denli inandırıldılar ki; çocuğun kontrolsüz bir davranışında, yanılıp da yan gözle baktılarsa, hemen özür dileyip aynı gün, ''kalıcı hasarları'' nasıl giderebileceklerini öğrenmek için pedagoglara koştular. 
 
Zarar, çevreleriyle sınırlı kalmadı.
 
Çocukların kendilerini de yaktı.
 
Birçoğuna dikkat eksikliği tanısı kondu.
 
Kalp çarpıntısından, bağımlılık yapmaya kadar varan sayısız yan etkiye sahip ilaçlarla ''tedavi edilmeye'' başlandılar.
 
Kontrolsüz bir biçimde çocuğun kullanımına sunulan, hatta bazen beraber vakit geçirmek yerine oyalanmaları için bilerek önlerine oturtuldukları televizyon ve bilgisayar gibi modern araçlar, vahim durumu, dayanılmaz noktalara taşıdı.
 
Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırılmadı. 
 
Yaratıcılık ve sosyal beceriyi geliştiren aktiviteler terk edildi.
 
Bu çocuklar şimdilerde hızla, mutsuz, tatminsiz, sürekli canı sıkılan ve uzun süreli ilişkiler kuramayan gençler haline geliyorlar.
 
Çözüm olarak sunulan tedavilerinse, büyük bir bölümü yanlış.
 
Yaşananları bir hastalık kategorisine sokup ilaçlarla tedavi etmek yerine, ailelerin bilinçlendirilmesi gerekiyor.
 
Houston Texas Polis Departmanı’nın ilkin 1959 yılında yayınladığı ve yenilenerek bugünlere gelen 12 maddelik bir listesi var.
 
Bu liste, sorunlu ve suça eğilimli çocuk yetiştirmenin kurallarını yazıyor.
 
Ekonominin yanı sıra, giderek değerlerin de küreselleştiği günümüz dünyasında, ülkemiz için de çok anlamlı olduğunu düşünerek, bu listeyi yazıma almaya ve sizlerle paylaşmaya karar verdim.
 
Sorunlu Çocuk Yetiştirme Kuralları
 
1. Bebekliğinden itibaren, çocuğunuz ne isterse yapın! Böylece o, tüm dünyanın ona bir şeyler borçlu olacağına inanacaktır.
 
2. Ağzından kötü sözler çıktığında, bu duruma gülün! Bunun, kendisini sevimli kıldığını düşünecektir.
 
3. Ona hiçbir manevi değer kazandırmayın! Bırakın büyüyünce, kendi kendine geliştirsin!
 
4. Yanlış işler yaptığında onu uyarıp sakın ''hata yaptın'' demeyin! Bunu yaparsanız, suçluluk kompleksi geliştirebilir. Büyüdüğünde, suç işlediği zaman, herkesin ona ''karşı olduğunu'' ve toplumun haksız yere onu cezalandırdığını düşünecektir.
 
5. Döküp saçtıklarını hep siz toplayın! Bu onun, sorumluluklarını hep başkalarının üstüne yıkmayı öğrenmesine yardımcı olacaktır.
 
6. Komşular, öğretmenler ve polisle bir sorun yaşandığında, hep çocuğunuzun tarafını tutun! Böylece, herkesin ona karşı ''önyargılı'' olduğunu kavrasın!
 
7. Çocuğun önünde devamlı kavga edin. Bu onun, aileniz parçalandığında, büyük bir şok yaşamasını engelleyecektir.
 
8. Çocuğunuza bol bol para verin ki, para kazanmanın anlamını öğrenmek zorunda kalmasın!
 
9. Yiyecek, içecek ve tüketim konusunda her tutturmasında, ona istediğini alın! Sabırla beklemek gibi bir deneyimi tatmasın!
 
10. Eline geçirdiği her tür kaynağı okumasına ve istediği her tür müziği dinlemesine izin verin! Aman dikkat edin, çocuğun kullandığı kap kacak temiz, hatta steril olsun! Varsın beyni, çöp kutusuna dönsün!
 
11. Başı derde girerse, ''onunla beraber hiçbir şey yapamadım'' diyerek kendinizden özür dileyin!
 
12. Kendinizi, sıkıntı, üzüntü ve sorunlu bir hayata hazırlayın! Çünkü buna ihtiyacınız olacak!
 
kaynak: http://www.safaknakajima.com/yazidetay.aspx?Id=74 

Damlaların Dansı- Tiyatro

Bizim kuzu çok severek ve sıkılmadan izledi. gerçketen eğlenceli bir tiyotro idi. Kadıköy Haldun Taner Sahnesinde izledik.
 
5+ olan tiyotronun konusu:
Doğadaki en güzel canlılardan biri olan Nadide Çiçek solmak üzeredir. Su Damlaları ise ona yardım edebilmek için yeraltından yola çıkarlar. Ancak Nadide Çiçek'e ulaşmak hiç de kolay olmayacaktır. Suyun oluşum evrelerinin bir serüven hikâyesiyle canlandırıldığı oyunda "yardımlaşma, dayanışma ve ortaklık" duygusu vurgulanıyor.

Suyun sıvı-buhar-kar hallerinin her biri canlandırılmış.Resimlerde gördüğünüz mavi şeyler suyun sıvı halini temsil eden damlacıklar :) Sahne tamemen siyah. Nesleri oynatanlarda siyah giyindiğinden görünmüyorlar. Sadece renkli yapılmış olan nesneler görünüyor. Bizim kuzu bunların nasıl ayakta kaldıklarını çok merak etti. Sonunda siyah giyi kişileri görünce anladı. 

Üç Kardeş ve Muhteşem Kurt- Tiyatro

Üç Kardeş ve Muhteşem Kurt, çocuk seyirci için oldukça eğlenceli bir el kuklası oyunu. Oyun, üç afacan kardeşin, yaramazlıklarını ve herkesin korktuğu Muhteşem Kurt ile tanışıp arkadaş olmalarını, mümkün olduğunca yalın biçimde, çocukların gözünden anlatıyor.

Acaba, Miçi, Kiçi ve Çiçi kurttan kurtulmak için ne yapmalıdırlar? Verilen sözlerin değeri ve dayanışmanın, işbirliğinin, hoşgörünün, bağışlamanın önemi vurgulanıyor.

İBB Şehir tiyatrolarında sahnelenen bur kukla tiyatrosunu Kadıköy Haldun Taner Sahnesinde bilet başı 3TL vererek bu ay boyunca pazar 12:00 ve 15:00 seanslarında izleyebilirsiniz.

İzleycilerle çok etkileşimli bir oyun olduğundan içerisi baya sesli oluyor. Hatta bazen çocukların sesinden kuklaların ne dediği udyulmuyor. Bir ara bizim kuzu ne zaman bitecek dedi, biraz sıkıldı.Ama yinede eğlendi. Belki 3+ olması da sıkmış olabilir bizim kızı dene olsa o artık 5+ :)


Meraklı Minik Aralık 2014


Bu ay ki konu süper olmuş bence. Çocuklara  özellikle geri dönüşüm kavramınını anlatmak kolay ve eğlenceli hale gelmiş.









Bu sayıda neler var:
  • Biz ilk olarak çöp kamyonu makatini yaptık. 
  • Geri dönüşüm oyununu ise çok eğlenceli. Kagıt-Cam-plastik olmak üzere 3 geri dönüşüm kutusu ve geri dönüşüm kartları var. Geri dönüşüm zarında ise üç değişik seçenek var yine. Oyuncular ellerindeki kartları zarda gelen ktuya atıyor. Elindeki tüm kartları ilgili geri dönüşüm kutsuna en önce atan kazanıyor. Biz çok eğleniyoruz.
  • Tuvalet Kağıdı Kartonlarından Oyuncak Kartları ise çok süper. Hersayıda olduğu gibi bunda da hafıza kartları var. Ancak bu kartlarda atma kullan tarzında, tuvalet kağıdı ruloları ile yapılabilecek bir sürü şey var.mesala biz bir tırtıl yaptık. Ruluyu 1cm genişliğinde kestik. Halkaları yanyana birbirine yapıştırdık. Birini baştakinin üstüne koyduk veona hareketli gözler yapıştırdık. Birde ev yaptık. Kağıt kek kalıbını rulonun tepesine yapıştırdık çatı oldu. Evi boyadık ve siyahlada kapı-pencere çizdik. Daha bir sürü farklı fikir var :)
  • Camların geri dönüşümünü anlatan mini kitapçık var. 
Bu arada "Bir Plastik Şişenin Yolculuğu" adlı kitabı aldık. Dergi ve ve kitap kızımın geri dönüşümü iyice benimsemesine yardımcı oldu. Öncedende kullandığımız kağıtları, camlar, pilleri geri dönüşüme atardı ama şimdi daha bilinçli oldu.



Tuesday, 7 October 2014

Prenatal Test- Harmony

Prenatal Test, down sendorumu gibi koromozom sayısnın 2n den 3n olduğu, trizomi'ler olarak bilinen hastalıkların doğum öncesinde tesbit edilmesi işmenine dayanan bir testtir.

Bu testle aşağıdaki kromozomların anamolileri tespit edilebilir:
  1. Trizomi 21 (Down sendromu)
  2. Trizomi 18 (Edwards sendromu)
  3. Trizomi 13 (Patau sendromu)

Trizomi Nedir?
İnsanlarda, DNA dizilerinden oluşan ve genetik bilginin taşınmasını sağlayan 23 çift kromozom bulunmaktadır. Trizomilerde ise normalde 2 kopya olarak bulunan kromozomlardan herhangi birisi 3 kopya olarak bulunur.
Trizomi 21 veya Down Sendromu olarak bilinen ve mongolizme neden olan hastalık 21 numaralı kromozomun 3 kopya olarak bulunması sonucunda ortaya çıkar. Tüm doğumsal anomaliler içerisinde en sık görülen hastalıktır. Yapılan çalışmalarda, her 600-800 doğumun 1 tanesinde Down Sendromu saptandığı gösterilmiştir.
Trizomi 18 veya Edward's Sendromu olarak bilinen hastalık genellikle düşük ile sonuçlanır. Canlı doğan gebeklerde ise genellikle ağır kalp hastalıkları ve/veya yaşam ömrünün kısalmasına neden olan başka rahatsızlıklar gözlenir. Ortalama olarak her 5000 doğumda 1 görülür.
Trizomi 13 veya Patau Sendromu olarak bilinen hastalık genellikle düşük ile sonuçlanır. Canlı doğan bebeklerin bir yıldan daha uzun süre hayatta kalma olasılıkları çok düşüktür. Ortalama olarak her 16.000 doğumda 1 görülür.

Günümüzde bu işlem annenin amnion sıvınsından alınan sıvının analizi ile yapılmaktadır. Bu işleme amniosentez denir. Ancak bu işlem girişimseldir (invaziv). Ayrıca %1 de olsa düşük riski vardır.

Buna karşılık, yeni teknoloji ile sadece anneden alınan kan ile bu işlem yapılabilmektedir. Çünkü annenin kanında bebeğin de DNA'sı bulunmaktadır. Anne kanından ayrıştırılan çocuk DNA'sındaki (fetal DNA) koromozomların bulunma oranlarına bakarak bir koromozomda artış olup olmadığı oransal olarak hesaplanabilmektedir.

Piyasada bir çok test bulunmaktadır. Ancak en çok bilineni Harmony Prenatal Test'tir. 11. Tıbbı genetik kongresinde,  harmony testten Sabah Oney beyin  konuşmasını dinleme fırsatım oldu. 19bin kişilik analiz sonuçlarını paylaştı bizlerle. Yakında makalelerininde çıkacağını bahsetti. 38 tane trizomi 21'li hasta olduğunu bunlarında hepsini tespit edebildiklerini söyledi. Ayrıca false pozitif-yani trizomi olmadığı halde trizomi tanısı konmuş vakalarının olmadığını söyledi.

Verdiği rakamları  Seher Başaran ve Gönül Oğur hocalarımız tutarlı bulmadı. %100 başarının mümkün olmadığını söylediler. Şahsen bende 19bin kişilik bir grubta sadece 38 tane trizomi21 olmasını eksik buldum. Zira zaten bu testi yaptıranların çoğu 35 yaş üstü olup trizomi 21 riski yüksek olan hastalar. Sayının daha fazla olmasını beklerdim. Benim aklıma gelense tespit edemedikleri vakaları araştırmadan çıkarmış olabilecekleri. Bu test hakkında yayınlanmış çalışmalar listesini ise buradan bulabilirsiniz.

Sözlük:
  • invaziv: girişimsel olan. Yani bedene bir cihazla müdahale ederek işlem yapmak. Annenin göbek deliğinden bir iğne ile girerek, bebeğin amnion sıvısınden bir miktar  çekmek gibi.
  • non-invaviz: girişimsel olmayan. Vücüda hiç müdahale gerektirmeyen işlem. Kan almak invaziv bir işlem değildir.
  • fetal DNA: anne karnındaki henüz doğmamış bebeğin DNA'sı.
  • prenatal: doğum öncesi
  • maternal kan: anne kanı

Monday, 6 October 2014

Meraklı Minik - Ekim 2014

Bu ayın konusu sonbahar. Yine güzel etkinlikler var gibi görünüyor.

Bu arada benim kuzum bu dergiyi çok sevdi. Bir çok etkinliği tekrar tekrar yapıyoruz. Hatta geçen gün yenisini yine alıcak mısın diye soruyordu.

İşte bu ayın etkinlikleri:
  • Sonbahar Tacı

  • Sanat Kartları
  • Sonbaharın Minik Meyveleri

Friday, 19 September 2014

El-ayak-ağız-popo hastalığı, Koksaki virüsü

EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NEDİR?

Coxsackie virüsünün yol açtığı, ağız içerisinde, el ve ayakta ve de popo bölgesinde döküntülerle kendini gösteren hastalığa EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI ismi verilir. Hastalık aniden ateş, boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve ağız içerisinde döküntülerle başlar. Döküntüler içleri su toplayan kabarıklıklar şeklindedir ve dudak, dil, diş etleri ve yutak bölgesinde görülürler. Benzer döküntüler el ayasında, ayak tabanında ve popo bölgesinde de ortaya çıkar. El-ayak-ağız hastalığı el ayası ve ayak tabanında döküntüye yol açan nadir hastalıklardan birisidir. Hastalık belirtileri 1 hafta içerisinde kendiliğinden geriler. El-ayak-ağız hastalığı en sık çocuklarda gözlenir ve kreş ve okul ortamında çocuklar arasında kolaylıkla yayılır.
kaynak: www.ansiklopediatri.com/goster.asp?dil=tr&terim=800

El ayak-ağız-popo (popoyuda ekliyorum çünkü bizde en önce ve ençok burada yara vardı) hastalığı maceramız:

  • Pazartesi: Gecen haftaya  4 saate bir ilaç ile ancak kontrol altına alınabilen yüksek ateşli bir gece ile başladık. 
  • Salı: Ertesi sabah sağlık ocağına gittik. Doktor boğazda kızarıklık var antibiyotik başlayalım dedi. Birazda kansız mı sanki dedi. Birde kan ilacı yazdı. Hay aksi tam bugüne mi gelir, bizim kuzunun doğum günü bugün ve yıllık resim çektirme seramonimizi yapmamız lazım :) Neyse ben kuzu teyzeme bıraktım ve işe gittim. Ateşi gece bigi yüksek değildi, gün içinde de çok yükselmemiş. Sonrasında yüksek ateş görmedik. Ancak o gece bir saatte bir uyandı yavru. Ağzım ağrıyor diye ağladı. Hiç bir anlam veremedim.
  • Çarşamba: Ertesi gün (çarşamba) okula gitti, doğum günü partisine pastneden pasta aldık, çocuklar yediler. 
  • Perşembe: sabah bi baktım bizim kızım poposu, kimisi isilik kimisi sivilce gibi iltihaplı ve cevresi kıpkırmızı yaralarla dolu.  Eyvah dedim yediği pasta dokundu, allerjisi azdı. Başladım allerji kremlerini sürmeye. Birde ayağımın altında yara var üstüne basamıyorum demesin mi! baktım gerçekten bir kızarıklık var. Dedim heralde sinek ısırdı.
  • Cuma: Artık kuzunun hertarafında (kolunda, bacağında, ağzının kenarlarında) az az var bu yaralardan. Ama poposu tamamen kaplı. Ancak çok uzun sürmeden hemen kabuk bağladılar.
  • bizim kuzunun kabuk bağlamış yaraları
  • Pazar: Bizim kuzenin oğlunun vucüdünda kızarıklıklar gördük. (Salı gününü bizim kuzu  bu kuzeniyle geçirdi). 3 gündürde düşmeyen yüksek ateşi vardı ve diş çıkarıyordu. Doküntüleri görünce doktoa gittik. Bari dedim gitmişken bende kızı götüreyim, bakalım gerçekten allerjiden mi o yaraları. Doktor direk koksaki virüsü dedi. Bizim kuzuyuda görünce virüsü siz bulaştırmışsınız dedi :D Bualşıcılık evremizi geçtiğimiz için kreşe gidebilirsiniz dedi ancak biz zaten ilk günden gitmeye devam ettiğimiz için yeterince bulaştırmışızdır zaten :). Tabi muhtemelen bizde ordan aldık.

yeğenin aktif yaraları
Bizim kuzu hafif atlattı diyelim, bir gecelik ateş, az bir yara. Az diyorum çünkü kuzenimin oğlunun ayaklarının yaralarını görseniz içiniz parçalanır. İçleri sulu dolu, koca koca ve tüm ayağı sarmış. Aynı şekilde ağzı içi ve çevresi. Ki bu aktif halde 1 hafta sürdü. Bizimki çabuk söndü. Ancak halen (2 haftaya yakın oldu) yaralar tam iyileşmiş değil.

Bu hafta bizim kreşte baya bir çocuğa aynı şikayetlerle el-ayak-ağız hastalığı tanısı kondu. Kreşimiz genel temzilik ilan edip, tüm aoyuncakları ve mekanları temizletti. Bu arada bulaşıcı olduğundan teşhis konulanlar okula gelmiyor ama bizim gibi teşhisi geç konulanlar halen virüsü yaymaya devam ediyor olabilir. B



Sonuç olarak;

  • koksaki virüsü el-ayak-ağız hastalığına sebep olan bir virüs imiş. 
  • Genelde hijyen problemin olduğu yerlerde olurmuş. Ellerin sık yıkanmamasından kaynaklanırmış. 
  • Aslında bizim örneğimizde olduğu gibi yaralar popoda da çıkarmış ama nedense hastalığın adında yer almamış :)
  • Yaraları suçiçeğine benzeten doktorlar olurmuş, ancak suçiçeği genelde saçlı deri çevresinde çıkarmış ve asla el-ayakta çıkmazmış. bu durumda dedektif annelik rolu çok önem kazanıyor :)
  • 5 yaş altını etkileyen bir hastalıkmış, korkmayın anne-babaya bir etkisi yokmuş.
Burda başka bir annenin el-ayak-ağız hastalığı tecrübesi var. Onun doktorlarla imtihanı bizimkinden daha feci. Belki sizin tecrübeleriniz onunkine daha çok uyar. 

herkese geçmiş olsun...