Para konusunun işlendi bu sayıda yine eğlenceli ve bilgilendirici şeyler var.
Merakla bekliyoruz.
Showing posts with label Çocuk. Show all posts
Showing posts with label Çocuk. Show all posts
Thursday, 1 January 2015
Friday, 19 September 2014
El-ayak-ağız-popo hastalığı, Koksaki virüsü
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NEDİR?
Coxsackie virüsünün yol açtığı, ağız içerisinde, el ve ayakta ve de popo bölgesinde döküntülerle kendini gösteren hastalığa EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI ismi verilir. Hastalık aniden ateş, boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve ağız içerisinde döküntülerle başlar. Döküntüler içleri su toplayan kabarıklıklar şeklindedir ve dudak, dil, diş etleri ve yutak bölgesinde görülürler. Benzer döküntüler el ayasında, ayak tabanında ve popo bölgesinde de ortaya çıkar. El-ayak-ağız hastalığı el ayası ve ayak tabanında döküntüye yol açan nadir hastalıklardan birisidir. Hastalık belirtileri 1 hafta içerisinde kendiliğinden geriler. El-ayak-ağız hastalığı en sık çocuklarda gözlenir ve kreş ve okul ortamında çocuklar arasında kolaylıkla yayılır.
kaynak: www.ansiklopediatri.com/goster.asp?dil=tr&terim=800
El ayak-ağız-popo (popoyuda ekliyorum çünkü bizde en önce ve ençok burada yara vardı) hastalığı maceramız:
Bizim kuzu hafif atlattı diyelim, bir gecelik ateş, az bir yara. Az diyorum çünkü kuzenimin oğlunun ayaklarının yaralarını görseniz içiniz parçalanır. İçleri sulu dolu, koca koca ve tüm ayağı sarmış. Aynı şekilde ağzı içi ve çevresi. Ki bu aktif halde 1 hafta sürdü. Bizimki çabuk söndü. Ancak halen (2 haftaya yakın oldu) yaralar tam iyileşmiş değil.
Bu hafta bizim kreşte baya bir çocuğa aynı şikayetlerle el-ayak-ağız hastalığı tanısı kondu. Kreşimiz genel temzilik ilan edip, tüm aoyuncakları ve mekanları temizletti. Bu arada bulaşıcı olduğundan teşhis konulanlar okula gelmiyor ama bizim gibi teşhisi geç konulanlar halen virüsü yaymaya devam ediyor olabilir. B
Sonuç olarak;
herkese geçmiş olsun...
Coxsackie virüsünün yol açtığı, ağız içerisinde, el ve ayakta ve de popo bölgesinde döküntülerle kendini gösteren hastalığa EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI ismi verilir. Hastalık aniden ateş, boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve ağız içerisinde döküntülerle başlar. Döküntüler içleri su toplayan kabarıklıklar şeklindedir ve dudak, dil, diş etleri ve yutak bölgesinde görülürler. Benzer döküntüler el ayasında, ayak tabanında ve popo bölgesinde de ortaya çıkar. El-ayak-ağız hastalığı el ayası ve ayak tabanında döküntüye yol açan nadir hastalıklardan birisidir. Hastalık belirtileri 1 hafta içerisinde kendiliğinden geriler. El-ayak-ağız hastalığı en sık çocuklarda gözlenir ve kreş ve okul ortamında çocuklar arasında kolaylıkla yayılır.
kaynak: www.ansiklopediatri.com/goster.asp?dil=tr&terim=800
El ayak-ağız-popo (popoyuda ekliyorum çünkü bizde en önce ve ençok burada yara vardı) hastalığı maceramız:
- Pazartesi: Gecen haftaya 4 saate bir ilaç ile ancak kontrol altına alınabilen yüksek ateşli bir gece ile başladık.
- Salı: Ertesi sabah sağlık ocağına gittik. Doktor boğazda kızarıklık var antibiyotik başlayalım dedi. Birazda kansız mı sanki dedi. Birde kan ilacı yazdı. Hay aksi tam bugüne mi gelir, bizim kuzunun doğum günü bugün ve yıllık resim çektirme seramonimizi yapmamız lazım :) Neyse ben kuzu teyzeme bıraktım ve işe gittim. Ateşi gece bigi yüksek değildi, gün içinde de çok yükselmemiş. Sonrasında yüksek ateş görmedik. Ancak o gece bir saatte bir uyandı yavru. Ağzım ağrıyor diye ağladı. Hiç bir anlam veremedim.
- Çarşamba: Ertesi gün (çarşamba) okula gitti, doğum günü partisine pastneden pasta aldık, çocuklar yediler.
- Perşembe: sabah bi baktım bizim kızım poposu, kimisi isilik kimisi sivilce gibi iltihaplı ve cevresi kıpkırmızı yaralarla dolu. Eyvah dedim yediği pasta dokundu, allerjisi azdı. Başladım allerji kremlerini sürmeye. Birde ayağımın altında yara var üstüne basamıyorum demesin mi! baktım gerçekten bir kızarıklık var. Dedim heralde sinek ısırdı.
- Cuma: Artık kuzunun hertarafında (kolunda, bacağında, ağzının kenarlarında) az az var bu yaralardan. Ama poposu tamamen kaplı. Ancak çok uzun sürmeden hemen kabuk bağladılar.
- Pazar: Bizim kuzenin oğlunun vucüdünda kızarıklıklar gördük. (Salı gününü bizim kuzu bu kuzeniyle geçirdi). 3 gündürde düşmeyen yüksek ateşi vardı ve diş çıkarıyordu. Doküntüleri görünce doktoa gittik. Bari dedim gitmişken bende kızı götüreyim, bakalım gerçekten allerjiden mi o yaraları. Doktor direk koksaki virüsü dedi. Bizim kuzuyuda görünce virüsü siz bulaştırmışsınız dedi :D Bualşıcılık evremizi geçtiğimiz için kreşe gidebilirsiniz dedi ancak biz zaten ilk günden gitmeye devam ettiğimiz için yeterince bulaştırmışızdır zaten :). Tabi muhtemelen bizde ordan aldık.
![]() |
| bizim kuzunun kabuk bağlamış yaraları |
![]() |
| yeğenin aktif yaraları |
Bu hafta bizim kreşte baya bir çocuğa aynı şikayetlerle el-ayak-ağız hastalığı tanısı kondu. Kreşimiz genel temzilik ilan edip, tüm aoyuncakları ve mekanları temizletti. Bu arada bulaşıcı olduğundan teşhis konulanlar okula gelmiyor ama bizim gibi teşhisi geç konulanlar halen virüsü yaymaya devam ediyor olabilir. B
Sonuç olarak;
- koksaki virüsü el-ayak-ağız hastalığına sebep olan bir virüs imiş.
- Genelde hijyen problemin olduğu yerlerde olurmuş. Ellerin sık yıkanmamasından kaynaklanırmış.
- Aslında bizim örneğimizde olduğu gibi yaralar popoda da çıkarmış ama nedense hastalığın adında yer almamış :)
- Yaraları suçiçeğine benzeten doktorlar olurmuş, ancak suçiçeği genelde saçlı deri çevresinde çıkarmış ve asla el-ayakta çıkmazmış. bu durumda dedektif annelik rolu çok önem kazanıyor :)
- 5 yaş altını etkileyen bir hastalıkmış, korkmayın anne-babaya bir etkisi yokmuş.
herkese geçmiş olsun...
Saturday, 30 August 2014
Çocuk Dergisi Seçimi
Bizim kuzu için ara ara çocuk dergisi alıp aktivitelerini yapıyorduk. Ancak bunun sürekli olması gerektiğini, çocuğun dergi alma, okuma alışkanlığı kazanması gerektiğini düşünüyordum. Bir taraftanda sabit bir dergi mi olsun diye düşünüyordum.
Tabi bir sürü çocuk dergisi var, seçim yapmak zor oluyor.
TRT Çocuk da izlediği çigi filmler dolayısı ile Pepee yada TRT çocuk dergileri olabilir diye düşünüyordum. Birde daha bilimsel içerikli olan TÜBİTAK'in Meraklı Minik dergisi var.
Meraklı Minik'i inceleyince bunu daha çok beğendim ve 1 yıılık abone oldum. Dergide hoşuma giden yerleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Diğer taraftan Pepee anne bölümünde de çok güzel şeyler oluyor. Belki ilerde iki dergi birden alınabilir.
Tabi bir sürü çocuk dergisi var, seçim yapmak zor oluyor.
TRT Çocuk da izlediği çigi filmler dolayısı ile Pepee yada TRT çocuk dergileri olabilir diye düşünüyordum. Birde daha bilimsel içerikli olan TÜBİTAK'in Meraklı Minik dergisi var.
Meraklı Minik'i inceleyince bunu daha çok beğendim ve 1 yıılık abone oldum. Dergide hoşuma giden yerleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Diğer taraftan Pepee anne bölümünde de çok güzel şeyler oluyor. Belki ilerde iki dergi birden alınabilir.
Etiketler:
Çocuk,
Dergi,
Eğitici Kitaplar,
Eğitim,
Eğlence
Thursday, 27 February 2014
çocukları pedofili den korumak
Bugün aşağıdaki sosyal medyadaki çocuk resimleri yazısını okuyunca içim öyle huzursuz oldu ki...
üstüne şu haberi de görünce :'(
Ne durumda olduğumu anlatacak kelime bulamıyorum.
"Yoksul semtlerden iş ve eğitim vaadiyle topladığı 14 ile 17 yaşındaki 7 kız çocuğu Bakırköy’de eve kapatan Derya Hülagu Tetik, cinsel istismar ve çocuk pornosundan 79 yıl hapse çarptırıldı. 66 yaşındaki adam kendini “Onlara şefkatle yaklaştım, Eyüp Sultan’a götürdüm” diye savundu.
BAKIRKÖY İlçe Emniyet Müdürlüğü, 23 Nisan 2010’da minibüs ile 60-65 yaşlarında bir şahsın eve sürekli yaşı küçük kız çocukları getirdiğini ve yaşlı kişilerin de fuhuş amaçlı olarak adrese sürekli girip çıktığı ihbarını aldı. İhbarı değerlendiren Asayiş Şube Müdürlüğü polisleri Ataköy’deki daireye baskın düzenledi.
ÇOCUKLAR FUHUŞU ANLATTI
İçeri giren polisler yatak odasında 1994 doğumlu mağdur S.K. ile karşılaştı. Evde kalan yaşları 14 ile 17 arasında değişen 7 kız çocuğu üç şüpheli hakkında şikâyetçi oldu. Çocuk yaştaki kızlar, fuhuş bataklığına nasıl sürüklendiklerini detaylarıyla anlattı. 17 yaşındaki S.K.’nın polise verdiği ifadesinde önce ağabey gibi kendilerine yaklaşan Derya Hülagu Tetik’in (66) hediyeler alıp para vererek güvenlerini kazandığını daha sonra da Bakırköy’deki evde kendileriyle cinsel ilişkide bulunduğunu söyledi. S.K., Tetik’in arkadaşları emlakçı Hamdi Ç.’nin de kızlara ilişki teklif ettiğini ancak kızların kabul etmediğini, eczacı Haluk S.’nin ise kızlarla oral yoldan cinsel ilişkiye girdiğini anlattı. Diğer mağdur kızlar da benzer ifadeler verdi." kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25908629.asp
Bu yazı bilerek yada bilmeyerek sosyal medya da çocuklarını kullanan ailelere...
Annelerin özenle giydirdiği çocuklarının fotoğraflarını internette paylaşması, çocuk istismarı ve pedofiliye davetiye çıkarıyor.
Sosyal medyanın yaygın olarak kullanılması, aile içi birçok problemi de beraberinde getiriyor.
Gençler gittiği mekanı, yediği yemeği, giydiği kıyafeti fotoğraflayarak anında paylaşmaya çalışırken, aileler de bu durumdan geri kalmıyor.
Sosyal medya akımına kapılarak çocuğunu en çok beğenilenler arasına sokmak için aileler, çocuklarının en güzel halini fotoğraflayıp yayınlama yarışına giriyor.
Uzmanlar, sosyal medyada sürekli olarak çocuklarının en güzel halini fotoğraflayıp paylaşan ailelere işin bir de pedofili boyutunu hatırlatıyor.
Pedagog Mehmet Teber, “Çocuklardan tahrik olan pedofili hastaları var ve bu ne yazık ki oldukça yaygın. Paylaşılan fotoğraflar bu insanların eline geçebilir. Bizim bunları çocuklara yapmaya hakkımız var mı?” diyerek konunun ciddiyetine dikkat çekiyor.
Psikolojik bir hastalık olan pedofili, çocuk bedenine cinsel istek duyma olarak tanımlanıyor.
Türkiye’nin pedofili açısından çok üzücü yerlerde olduğuna vurgu yapan Teber, şöyle devam ediyor:
“Öncelikle Google’da ‘çocuk pornosu’ aramasında baş sıralarda yer alıyoruz. Ülkemizde en çok arama Diyarbakır, Urfa, Adana, Samsun, Ankara ve Antalya illerinden yapılmış.
Yani bu konudaki karnemiz iç açıcı değil. Çocuğa karşı cinsel istismar tamamen pedofili ile açıklanamaz ama bir ülkedeki pedofili eğiliminin artması ya da azalması hakkında bilgi verebilir.
2002 yılında ülkemizde çocuğa karşı cinsel istismarla ilgili 4 bin 500 dava açılmışken, bu sayı 2012 yılı itibarıyla 17 bin 500 olmuştur. Bu olayın mahkemelere yansıyan kısmıdır ki, mahkemelere yansımayan çok daha fazla cinsel istismar ve pedofili suçu vardır.”
Çocuk istismarınakarşı bunlara dikkat!
Uzman pedagog Mehmet Teber, ebeveynlere çocuklarını istismar ve pedofili vakalarına karşı koruyabilmeleri için şu önemli uyarılarda bulunuyor:
Çocuklara, doğru bir mahremiyet eğitimi verilmeli. Eğitim anne-babanın çocuğun mahremiyetine saygı duyması ile başlıyor.
Çocukların kıyafet seçimine dikkat edilmeli. Günümüzde çocuk modacıları çocukları genç kız gibi gösteren çoraplar, topuklu ayakkabılar, elbiseler, takılar üretiyor.
Aileler de çocuklarının daha güzel görünmesi adına bunları tercih edebiliyor.
Çocuk için en uygun kıyafet kendi giyip çıkarabildiği, sade, basit, vücudunun rahat edeceği kıyafetlerdir.
Çocuklarımızın fotoğraflarını internete koymaktan olabildiğince kaçınmak gerekiyor. Onların mahremiyetini korumak adına çok az paylaşım yapılmalı ya da mümkünse hiç fotoğraf paylaşmamalı.
Çocuklara bir sosyal medya hesabı kazandırmada acele edilmemeli. Sosyal medyayı kullanacak yaşa geldiklerinde -ki bu yaş 16 olmalı- o zaman da bu mecrayı kişisel güvenliğini koruyacak şekilde nasıl kullanması gerektiği konusunda bilgilendirmekte fayda var.
Her arkadaşlık isteğine “Evet” dememek, tanıdıkları kişiler ile yalnızca takipleşmeleri pedofiliden korunmak adına çok önemli.
kaynak: http://haberciniz.biz/onlari-sosyal-medya-nazarindan-koruyun-2651029h.htm
Buda uzman görüşü ile pedofili :
üstüne şu haberi de görünce :'(
Ne durumda olduğumu anlatacak kelime bulamıyorum.
"Yoksul semtlerden iş ve eğitim vaadiyle topladığı 14 ile 17 yaşındaki 7 kız çocuğu Bakırköy’de eve kapatan Derya Hülagu Tetik, cinsel istismar ve çocuk pornosundan 79 yıl hapse çarptırıldı. 66 yaşındaki adam kendini “Onlara şefkatle yaklaştım, Eyüp Sultan’a götürdüm” diye savundu.
BAKIRKÖY İlçe Emniyet Müdürlüğü, 23 Nisan 2010’da minibüs ile 60-65 yaşlarında bir şahsın eve sürekli yaşı küçük kız çocukları getirdiğini ve yaşlı kişilerin de fuhuş amaçlı olarak adrese sürekli girip çıktığı ihbarını aldı. İhbarı değerlendiren Asayiş Şube Müdürlüğü polisleri Ataköy’deki daireye baskın düzenledi.
ÇOCUKLAR FUHUŞU ANLATTI
İçeri giren polisler yatak odasında 1994 doğumlu mağdur S.K. ile karşılaştı. Evde kalan yaşları 14 ile 17 arasında değişen 7 kız çocuğu üç şüpheli hakkında şikâyetçi oldu. Çocuk yaştaki kızlar, fuhuş bataklığına nasıl sürüklendiklerini detaylarıyla anlattı. 17 yaşındaki S.K.’nın polise verdiği ifadesinde önce ağabey gibi kendilerine yaklaşan Derya Hülagu Tetik’in (66) hediyeler alıp para vererek güvenlerini kazandığını daha sonra da Bakırköy’deki evde kendileriyle cinsel ilişkide bulunduğunu söyledi. S.K., Tetik’in arkadaşları emlakçı Hamdi Ç.’nin de kızlara ilişki teklif ettiğini ancak kızların kabul etmediğini, eczacı Haluk S.’nin ise kızlarla oral yoldan cinsel ilişkiye girdiğini anlattı. Diğer mağdur kızlar da benzer ifadeler verdi." kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25908629.asp
Bu yazı bilerek yada bilmeyerek sosyal medya da çocuklarını kullanan ailelere...
Annelerin özenle giydirdiği çocuklarının fotoğraflarını internette paylaşması, çocuk istismarı ve pedofiliye davetiye çıkarıyor.
Sosyal medyanın yaygın olarak kullanılması, aile içi birçok problemi de beraberinde getiriyor.
Gençler gittiği mekanı, yediği yemeği, giydiği kıyafeti fotoğraflayarak anında paylaşmaya çalışırken, aileler de bu durumdan geri kalmıyor.
Sosyal medya akımına kapılarak çocuğunu en çok beğenilenler arasına sokmak için aileler, çocuklarının en güzel halini fotoğraflayıp yayınlama yarışına giriyor.
Uzmanlar, sosyal medyada sürekli olarak çocuklarının en güzel halini fotoğraflayıp paylaşan ailelere işin bir de pedofili boyutunu hatırlatıyor.
Pedagog Mehmet Teber, “Çocuklardan tahrik olan pedofili hastaları var ve bu ne yazık ki oldukça yaygın. Paylaşılan fotoğraflar bu insanların eline geçebilir. Bizim bunları çocuklara yapmaya hakkımız var mı?” diyerek konunun ciddiyetine dikkat çekiyor.
Psikolojik bir hastalık olan pedofili, çocuk bedenine cinsel istek duyma olarak tanımlanıyor.
Türkiye’nin pedofili açısından çok üzücü yerlerde olduğuna vurgu yapan Teber, şöyle devam ediyor:
“Öncelikle Google’da ‘çocuk pornosu’ aramasında baş sıralarda yer alıyoruz. Ülkemizde en çok arama Diyarbakır, Urfa, Adana, Samsun, Ankara ve Antalya illerinden yapılmış.
Yani bu konudaki karnemiz iç açıcı değil. Çocuğa karşı cinsel istismar tamamen pedofili ile açıklanamaz ama bir ülkedeki pedofili eğiliminin artması ya da azalması hakkında bilgi verebilir.
2002 yılında ülkemizde çocuğa karşı cinsel istismarla ilgili 4 bin 500 dava açılmışken, bu sayı 2012 yılı itibarıyla 17 bin 500 olmuştur. Bu olayın mahkemelere yansıyan kısmıdır ki, mahkemelere yansımayan çok daha fazla cinsel istismar ve pedofili suçu vardır.”
Çocuk istismarınakarşı bunlara dikkat!
Uzman pedagog Mehmet Teber, ebeveynlere çocuklarını istismar ve pedofili vakalarına karşı koruyabilmeleri için şu önemli uyarılarda bulunuyor:
Çocuklara, doğru bir mahremiyet eğitimi verilmeli. Eğitim anne-babanın çocuğun mahremiyetine saygı duyması ile başlıyor.
Çocukların kıyafet seçimine dikkat edilmeli. Günümüzde çocuk modacıları çocukları genç kız gibi gösteren çoraplar, topuklu ayakkabılar, elbiseler, takılar üretiyor.
Aileler de çocuklarının daha güzel görünmesi adına bunları tercih edebiliyor.
Çocuk için en uygun kıyafet kendi giyip çıkarabildiği, sade, basit, vücudunun rahat edeceği kıyafetlerdir.
Çocuklarımızın fotoğraflarını internete koymaktan olabildiğince kaçınmak gerekiyor. Onların mahremiyetini korumak adına çok az paylaşım yapılmalı ya da mümkünse hiç fotoğraf paylaşmamalı.
Çocuklara bir sosyal medya hesabı kazandırmada acele edilmemeli. Sosyal medyayı kullanacak yaşa geldiklerinde -ki bu yaş 16 olmalı- o zaman da bu mecrayı kişisel güvenliğini koruyacak şekilde nasıl kullanması gerektiği konusunda bilgilendirmekte fayda var.
Her arkadaşlık isteğine “Evet” dememek, tanıdıkları kişiler ile yalnızca takipleşmeleri pedofiliden korunmak adına çok önemli.
kaynak: http://haberciniz.biz/onlari-sosyal-medya-nazarindan-koruyun-2651029h.htm
Buda uzman görüşü ile pedofili :
İSTANBUL - Son yıllarda kız çocuklarının cinsel
obje olarak kullanılması bilinçli ailelerin ve uzmanların büyük
tepkisini çekiyor. Modacılar henüz ergenlik çağına dahi gelmemiş kız
çocukları için topuklu ayakkabılar, çekici iç çamaşırları ve bikiniler
tasarlıyor. Geçtiğimiz haftalarda 10 yaşındaki Fransız kız çocuğunun
abartılı makyaj ve çekici kıyafetlerle objektiflere poz vermesi
uzmanları 'pedofiliye teşvik' konusunda harekete geçirdi.
Peki
diğer adı 'sübyancılık' olan pedofili nedir? Çocuklarımızı bu büyük
tehlikeden korumak için neler yapabiliriz? Reem Nöropsikiyatri
Merkezi'nden Uzman Dr. Mehmet Yavuz, pedofiliyi tanımlayarak merak
edilenleri anlattı.
Yetişkin
bir kimsenin ergenlik öncesi 4-11 yaş arası çocuklara cinsel arzu ve
istek duyması anlamına gelen pedofili, tüm dünyada ve özellikle Batılı
devletlerde en önemli cinsel suç olarak kabul ediliyor.
Türkçeye,
İngilizce ''paedophilia'' kelimesinden geçen pedofili sözcüğünün kökeni
Yunanca paid (çocuk) ve philia (sapma, düşkünlük) sözcüklerinden
oluşur. Daha çok erkek erişkinlerde görülen pedofili nadiren de olsa
kadınlarda da görülebilir. Pedofililerde cinsiyet ayrımı olmadığını
belirten Yavuz, bu kişilerin her iki cinse de yönelebileceğinin altını
çiziyor. Dünya üzerinde bilinen en ağır ve kabul edilemez suç olan
pedofiliye maruz kalmış çocuklar, yeterince rehabilite edilmezlerse
yetişkinlik dönemlerinde benzer eğilimler gösterebiliyor.
PEDOFİLİ EĞİLİMİ FARK EDİLEBİLİR Mİ?''Pedofili
eğilimli bir yetişkin her yaş grubundan, her meslekten ve her etnik
kökenden olabilir. Sosyo-ekonomik düzeyi çok iyi veya çok kötü de
olabilir'' diyen Yavuz, bu kişilerin daha çok uzak akrabalar ve komşular
olduğunun araştırmalarla tespit edildiğini belirtiyor.
Kişinin
bir çocuğu severken içinde ne tür duygular beslediğinin dışarıdan asla
fark edilemeyeceğini söyleyen Yavuz, çevrede özellikle çocuk
pornografisine ilgi duyan biri varsa bu kişinin yakın takibe alınması
gerektiğini belirtiyor.
PEDOFİLİYE MARUZ KALMIŞ ÇOCUK ASLA SUÇLANMAMALIPedofiliye
maruz kalmış çocukların yeterince rehabilite edilmezlerse yetişkinlik
döneminde benzer eğilimler gösterebileceğini belirten Yavuz, böyle bir
durumda çocukta suçluluk duygusu uyandıracak her türlü söz ve eylemden
kaçınılması gerektiğini söyledi.
Yavuz, şöyler konuştu:
''Ebeveynler
acı ve öfke dolu oldukları için çocuğu sakinleştirirken çeşitli hatalar
yapabilir ama çocuğun suçlu değil mağdur olduğu kesinlikle
unutulmamalıdır. Pedofiliye maruz kalmış çocuk en kısa zamanda
profesyonel bir ekip tarafından tedavi edilmeli ve tedavi masraflarının
tümünü devlet karşılamalıdır. Çocuğun ve ailesinin ifadeleri defalarca
alınmamalı, yalnızca bir defa psikolog eşliğinde video kaydına alınmış
ifade incelenmelidir.
PEDOFİLİDE ÇOCUK PORNOGRAFİSİNİN ROLÜ BÜYÜK!Çağımızın
vazgeçilmez kavramı internet, pedofili gibi ağır cinsel suçların
artmasını büyük ölçüde tetikliyor. Yetkili kaynaklar, sadece ABD'den
günde 20 bin civarında çocuk pornografisi içeren dokümanın internete
servis edildiğini belirtiyor. Dünya genelinde pornografiyle yoğun
şekilde mücadele edilmesine rağmen, baskınlarda ele geçirilen
pornografik içerikli görsel dokümanların % 40'ını çocuk pornografisi
oluşturuyor. Türkiye'de ise basını yakından takip edersek pornografiyle
yeterince mücadele edilemediğini kolaylıkla görebiliriz. Bu nedenle tüm
dünya ülkelerinin bu konuda işbirliği yapması gerek. Hollanda'da
pedofililerin bir siyasi parti kurma hazırlığında olduğunu hatırlatarak
durumun vahametini bir kez daha gözler önüne seriyor.
PEDOFİLİ BİR SUÇ MUDUR, HASTALIK MI?Pedofili,
hem suç hem de cezai indirimi olmaması gereken bir hastalık. Hiç bir
sağlıklı ruh hali pedofili gibi bir eğilim gösteremez. Tedavisi çok zor
olan bir sapkınlıktır. Bu hastalar için psikoterapi ve davranışçı
terapiler işe yarayabilir. Ancak pedofililerin büyük kısmı tedaviyi
reddediyor. Her pedofili suçlusuna taciz, tecavüz ve şiddet durumuna
göre en ağır cezalar verilmesi gerek."
PEDOFİLİLERE HADIM CEZASI UYGULANMALI MI?Pedofili hastalarının çeşitli yöntemlerle kısırlaştırılması tüm dünyada ve ülkemizde halen tartışılmakta olan bir konu.
Dr.
Yavuz, değişik ülkelerde çeşitli cezalar olduğunu hatırlatarak
''Örneğin Çek Cumhuriyeti'nde pedofili suçlularına cerrahi kastrasyon
uygulanıyor, yani ameliyatla testisler çıkarılıyor. ABD'nin bazı
eyaletlerinde pedofili suçluları idam edilirken bazı eyaletlerde suçluya
2 seçenek sunuluyor; hadım cezası ya da 20 yıl hapis cezası… Bazı
ülkelerse cezalandırmak için pedofili hastasının ikinci bir suç
işlemesini bekliyor. Pedofiller fırsat bulduğunda suçunu tekrarlayacağı
için bu yöntem sağlıklı değil, ikinci bir kurban verilmesini
beklemektense bu suçluların toplumdan tecrit edilmesi en iyi çözümdür''
dedi.
Bu konuda
bazı hukukçuların anayasal hakları ileri sürerek hadım cezasına karşı
çıktığını belirten Yavuz, hukukçuların tecavüze uğramış çocuğun ve
ailesinin bu ağır psikolojik travmayı ömür boyu üzerinde taşıyacaklarını
düşünerek empati yapması gerektiğinin altını çizdi.
PEDOFİLİDE KİMYASAL KISIRLAŞTIRMA KESİN ÇÖZÜM MÜ?Cerrahi
kastrasyon sadece üreme fonksiyonlarını durduğu ve cinsel isteği
önlemediği için bir çok hukuk ve tıp uzmanı bunun yerine kimyasal
kastrasyonu öneriyor. Önceleri kimyasal kastrasyonda da sadece üreme
fonksiyonu durdurulduğu için pedofililerin kötü amaçlarıyla mücadele
edilemiyordu. Ancak günümüzde hem cinsel faaliyetleri hem de cinsel
isteği yok eden ilaçlar geliştirildiğini belirten Dr. Yavuz,
pedofililerin bu yöntemle kısırlaştırılmasının en akılcı çözüm olacağını
vurgulayarak sözlerini tamamladı.
Etiketler:
Çocuk,
Pedofili,
Sosyal Medya,
Subyancılık,
Yanlışlar
Sunday, 6 June 2010
Gebelik durumunda ve yeni doğmuş bebekle uçak yolculuğu
Gebelik olunca insnaın hayatında ne çok şeye dikkat etmesi gerekiyor. ( oratada bir emanet var ve bu size verilmiş, tabiki ona sahip çıkma şefkatle yaratılan annenin harcı sadece).Herzaman yapageldiğiniz şeyler birden değişiyor. İşte onlardan biride uçak yolculuğu
evet uçak yolculuğu ile ilgili kısıtlar şöyle:
Hamileliğin 28. haftasının sonuna kadar doktor raporuna ihtiyaç yoktur.
Tekli Komplikasyonsuz Hamilelik:
-28. haftanın bitiminden itibaren, 36. haftanın sonuna kadar yazılı doktor raporuyla uçabilir.
-36.haftanın bitiminden sonra doktor raporuyla olsa dahi yolcu uçuşa kabul edilemez.
-Doktor raporu uçuş tarihinden maksimum 7 gün önce alınmış olmalıdır.
Çoklu Komplikasyonsuz Hamilelik
-28. haftanın bitiminden itibaren, 32. haftanın sonuna kadar yazılı doktor raporuyla uçabilir.
-32.haftanın bitiminden sonra doktor raporuyla olsa dahi yolcu uçuşa kabul edilemez.
-Doktor raporu uçuş tarihinden maksimum 7 gün önce alınmış olmalıdır.
Komplikasyonlu Hamilelik
-Yolcu Mutlaka yazılı doktor raporu sunacaktır. Uçuş tarihinden maksimum 7 gün önce alınmış olmalıdır.
-Daha geriye dönük alınmış olan raporlar geçerli kabul edilmeyecektir.
-Rapor açık şekilde, yolcunun uçakla seyahatinde engel olmadığını belirtmeli, onaylayan tıp doktorunun kaşe ve imzasını içermelidir.
kaynak: http://www.flypgs.com/bilgilendirme/genel-kurallar.aspx (hamile yolcu bilgisi)
Ya bebekle yolculuk: (8 günlük bebekle uçuş mümkün :))
Seyahatin başladığı gün 3 yaşına erişmemiş (0-24 ay) bebek, yolcu olarak kabul edilir. Doğumdan itibaren ilk 48 saat içinde bebek yolcu ve anneleri, doktor raporu olsa dahi uçuşa kabul edilmezler. İlk 48 saatten itibaren ilk 7 günün sonuna kadar ise, anne ve bebeğin uçakla seyahatinde engel olmadığını belirten yazılı doktor raporu ile uçabilirler. Uçuş içi emniyet kuralları gereği bir yetişkin en fazla bir bebeğe refakat edebilir.
8 günlük - 3 yaşından gün almamış bebek yolcular
-Ebeveyn / yetkili kişi ile seyahat edebilir.
-Bebek ücreti uygulanır.
-Refakat kabin memuru verilmez.
3 yaşından gün almış - 7 yaşından gün almamış çocuk yolcular
-Yalnız başına seyahat edemezler.
-Ebeveyn / yetkili kişi ile seyahat edebilir.
-Refakat kabin memuru verilmez.
-Çocuk ücreti / indirimi uygulanır.
7 yaşından gün almış - 13 yaşından gün almamış çocuk yolcular
-Yalnız başına seyahat edebilirler.
-Çocuk ücreti / indirimi uygulanır.
-Bağlantılı uçuşlarda seyahat edemezler.
Refakatsiz seyahat edecek olan çocuk yolcuların seyahati, ebeveyn veya kanuni temsilcisinin iznine bağlıdır. Refakatsiz Çocuk Taşıma Yetki Belgesi formu doldurulur, ebeveyn veya kanuni temsilcisine imzalattırılır. Refakatsiz çocuk uçağın kalkış saatinde yer personeli tarafından uçağa götürülerek, kabin amirine teslim edilir. Bu süre içerisinde çocuğun ailesi veya kanuni temsilcisinin havaalanında beklemesi gerekmektedir. İniş istasyonunda çocuk, kabin görevlisi tarafından yer personeline teslim edilir. Yer personeli, çocuğu almaya yetkili kişiye teslim eder.
kaynak: http://www.flypgs.com/bilgilendirme/genel-kurallar.aspx (Bebek ve çocuk yolcular)
evet uçak yolculuğu ile ilgili kısıtlar şöyle:
Hamileliğin 28. haftasının sonuna kadar doktor raporuna ihtiyaç yoktur.
Tekli Komplikasyonsuz Hamilelik:
-28. haftanın bitiminden itibaren, 36. haftanın sonuna kadar yazılı doktor raporuyla uçabilir.
-36.haftanın bitiminden sonra doktor raporuyla olsa dahi yolcu uçuşa kabul edilemez.
-Doktor raporu uçuş tarihinden maksimum 7 gün önce alınmış olmalıdır.
Çoklu Komplikasyonsuz Hamilelik
-28. haftanın bitiminden itibaren, 32. haftanın sonuna kadar yazılı doktor raporuyla uçabilir.
-32.haftanın bitiminden sonra doktor raporuyla olsa dahi yolcu uçuşa kabul edilemez.
-Doktor raporu uçuş tarihinden maksimum 7 gün önce alınmış olmalıdır.
Komplikasyonlu Hamilelik
-Yolcu Mutlaka yazılı doktor raporu sunacaktır. Uçuş tarihinden maksimum 7 gün önce alınmış olmalıdır.
-Daha geriye dönük alınmış olan raporlar geçerli kabul edilmeyecektir.
-Rapor açık şekilde, yolcunun uçakla seyahatinde engel olmadığını belirtmeli, onaylayan tıp doktorunun kaşe ve imzasını içermelidir.
kaynak: http://www.flypgs.com/bilgilendirme/genel-kurallar.aspx (hamile yolcu bilgisi)
Ya bebekle yolculuk: (8 günlük bebekle uçuş mümkün :))
Seyahatin başladığı gün 3 yaşına erişmemiş (0-24 ay) bebek, yolcu olarak kabul edilir. Doğumdan itibaren ilk 48 saat içinde bebek yolcu ve anneleri, doktor raporu olsa dahi uçuşa kabul edilmezler. İlk 48 saatten itibaren ilk 7 günün sonuna kadar ise, anne ve bebeğin uçakla seyahatinde engel olmadığını belirten yazılı doktor raporu ile uçabilirler. Uçuş içi emniyet kuralları gereği bir yetişkin en fazla bir bebeğe refakat edebilir.
8 günlük - 3 yaşından gün almamış bebek yolcular
-Ebeveyn / yetkili kişi ile seyahat edebilir.
-Bebek ücreti uygulanır.
-Refakat kabin memuru verilmez.
3 yaşından gün almış - 7 yaşından gün almamış çocuk yolcular
-Yalnız başına seyahat edemezler.
-Ebeveyn / yetkili kişi ile seyahat edebilir.
-Refakat kabin memuru verilmez.
-Çocuk ücreti / indirimi uygulanır.
7 yaşından gün almış - 13 yaşından gün almamış çocuk yolcular
-Yalnız başına seyahat edebilirler.
-Çocuk ücreti / indirimi uygulanır.
-Bağlantılı uçuşlarda seyahat edemezler.
Refakatsiz seyahat edecek olan çocuk yolcuların seyahati, ebeveyn veya kanuni temsilcisinin iznine bağlıdır. Refakatsiz Çocuk Taşıma Yetki Belgesi formu doldurulur, ebeveyn veya kanuni temsilcisine imzalattırılır. Refakatsiz çocuk uçağın kalkış saatinde yer personeli tarafından uçağa götürülerek, kabin amirine teslim edilir. Bu süre içerisinde çocuğun ailesi veya kanuni temsilcisinin havaalanında beklemesi gerekmektedir. İniş istasyonunda çocuk, kabin görevlisi tarafından yer personeline teslim edilir. Yer personeli, çocuğu almaya yetkili kişiye teslim eder.
kaynak: http://www.flypgs.com/bilgilendirme/genel-kurallar.aspx (Bebek ve çocuk yolcular)
Subscribe to:
Posts (Atom)

