Tuesday, 10 November 2015

Yenidoğan-Pişik

Bir türlü geçiremediğimiz bir pişikle mücadele ettik.

Önce Bepanthol kullandık. Etki etmeyince travacort ve  hametan krem kullandık.
Kuzenim  naturalive pişik kremini önerdi. Bu biraz yumuşattı. 
Sonra aile hekimimiz sırayla şunları önerdi: Desitin mor tüp, silverdin, travazol.Travazol kanamlı noktacıkları azalttı ama tamamen bitirmedi. Zaten kartizol içerikli olduğu için uzun süre kullanamadık.
Teyzem bir alman kremi verdi, o hep çocuklarına onu kullanırmış. Oda biraz hafifletti gibi ama geçirmedi.


Hepsini denedik :) bir çare olmadı.

Sonunda çocuk doktorumuz cildiye ye sevketti. Doktor çinko eksikliği olan bebeklerde görürüz biz bu tabloyu dedi. Bunun için tahil istedi. Neyseki sonuç negatif çıktı.

Tedavi için zalain, fucidin,hematan krem ve emovate kremlerini karıştır sabah akşam sür dedi. Her bez değişiminde ise Desitin yada Desitin ve  naturalive pişik kremi ile hametan pomat sür dedi. Desitin ve  naturalive pişik kremi benzer içeriğie sahip. Çinko içerikli bu kremler bir bariyer oluşturuyor bebeğin poposunda ve idradın direk cilde değmesini önlüyor. 

3 günde bir gelişme olmadığı gibi kabarıklıkta arttı. Tekrar doktora gittik. Emovatekaldırıp yerine M-furo verdi. Ayrıca her bezlemede kullandığımız hametan pomat ta kullanmayın dedi.

Bu tedavi sonrasında çok şükür bir düzelme gördük.

Sonuç: inatçı bir pişik varsa cildiye doktoruna git :D

Bu arada doktor bu kız bizi çok uğraştıracak allerjik bir cildi var dedi. Alışkınız doktor bey bende allerjik bir kız daha var dedim :)

Yenidoğan- Pamukçuk

Bebeğin ağzını kaplayan beyaz bir tabaka pamukçuk olarak adlandırılıyor. Candida albicans denilen bir mantar türünün sebep olduğu bir hastalıktır. Yenidoğanlarda sıkça görülür.

Halk arasında bu beyazlıkların karbonat/karbonatlı su ile silinmesinin iyiliştirici etkisi olduğu düşünülüyor. Bazen karbonat bebeğin ağzını kanatıyor. Annem eskiden biz hep silerdik diyor :)

 Şimdilerde Mikostatin adlı sıvı bir ilaç veriyor doktorlar. Bebğin ağzına dokülen sıvı resmen kıvırıyor bebeğin ağzını :( .  İlaca pamukçuk başlarbaşlamaz kullanılırsa çok çabuk geçer. Ancak tüm ağza yayılmış (dil,damak,dudak,yanak içi) ise tedavi daha uzun sürebilir.

Birde sebep olan mantarın emzirem dolayısı ile annenin memğine yayılması durumuda vardır. İlacın hem annein memsinde hem bebekte tamamen geçene kadar kullanılmalıdır diyor uzmanlar.

Ancak uzmanlarında ne dediği belli değil diyeceğim şimdi :D

Aşağıdaki adreste eğer cevap verenlerin hepsi doktorsa baya bir çelişki var cevaplarda. Hangisine inanacağız bilemiyorum. Kimi doktorda karbonat kullanmayın diyor.

http://www.doktorumonline.net/mid/danismahatti/c/8/id/84631/Bebekte_pamukcuk.htm

Friday, 31 July 2015

Gebelik Kaşıntısı (kolestazı)


Gebelik son aylarında özellikle ikiz gebeliklerde daha çok görülen karında, el ve ayaklarsa kaşıntı ve kızartı durumu olarak tarif edebiliriz.

Karaciğer enzimlerinin AST (Aspartat aminotransferaz), ALT (alanin aminotransferaz) kanda fazla bulunması ile ortaya çıkıyor.Tanı için karaciger USG'si ve kan testi yapılıyor.

Tedavi olarak Ursodeoksikolik asit içerikli Ursofalk ilacı veriliyor. Ancak SGK bu ilacı ödeme kapsamı dışına almış. Dolayısı ile muadili (Ursactive, Proursan, Ursodin) ilaçları yazabilir doktorunuz. Nitekim bizim doktormuz ödenmediğini bilmediğinden yazmış. Eczacı uyarınca muadilini yazdı.

Hamilelikte çok kritik bir durum olduğundan muhakkak doktorunuza söylemelisiniz. Anne için kaşıntı dışında pek bir zararı yokken (dayanılmaz kaşınma hissi ve yaraları saymazsak tabi) bebek için ciddi tehlike oluşturabiliyor. Bu durumda doktorlar erken doğum önerebilir (nitekim ikiz bebeklerimiz henuz 34 haftalıkken sezeryanla erken alındı).

Thursday, 1 January 2015

Meraklı Minik Ocak 2014

Para konusunun işlendi bu sayıda yine eğlenceli ve bilgilendirici şeyler var.
Merakla bekliyoruz.


Sunday, 7 December 2014

Sorunlu Çocuk Yetiştirmenin Kuralları- Doç. Dr. Şafak Nakajima

Modern hayat, aileleri küçültmekle kalmadı. 
 
Aile içi iktidar da el değiştirdi. 
 
Üstelik gözle görülür bir darbe olmaksızın iktidar, eski sahiplerinin kendi istek ve yoğun çabalarıyla, yeni sahiplerine teslim edildi.
 
Anne ve babalar, kral ve kraliçelik tahtlarını çocuklarına devredip, genç prens ve prensesleri, evin mutlak hâkimi ilan ettiler.
 
İlk zamanlar, geçmişin despot ve hoşgörüsüz ebeveyn modeline oranla bu yeni, çocuk merkezli model, bir devrim gibi algılandı.
 
 
Ama her devrim gibi bu devrim de, önce kendi evlatlarını yedi.
 
Yaşam deneyimi, bilgi birikimi, saygı, sabır, davranış kontrolü, odaklanma konularında son derece yetersiz olan bu genç monarklar, hem yönettikleri aileleri, hem de restoranda, markette, tatilde veya komşu olarak onların yakınlarında bulunma talihsizliğine uğrayan başka insanları; giderek de toplumu mahvetmeye başladılar.
 
Yeni düzende, kuralları çocuklar belirler oldu.
 
Ebeveynler, bu küçük yöneticilerin her istediklerini, hatta çoğu kez istediklerinden de fazlasını yapıp, neden hala onlara yaranamadıklarına şaşan ve kellesinin gitmesinden korkan sultan dalkavuklarına dönüştü.
 
En ufak bir kural koyma veya cezalandırmanın, çocuğu ruh hastası yapacağına o denli inandırıldılar ki; çocuğun kontrolsüz bir davranışında, yanılıp da yan gözle baktılarsa, hemen özür dileyip aynı gün, ''kalıcı hasarları'' nasıl giderebileceklerini öğrenmek için pedagoglara koştular. 
 
Zarar, çevreleriyle sınırlı kalmadı.
 
Çocukların kendilerini de yaktı.
 
Birçoğuna dikkat eksikliği tanısı kondu.
 
Kalp çarpıntısından, bağımlılık yapmaya kadar varan sayısız yan etkiye sahip ilaçlarla ''tedavi edilmeye'' başlandılar.
 
Kontrolsüz bir biçimde çocuğun kullanımına sunulan, hatta bazen beraber vakit geçirmek yerine oyalanmaları için bilerek önlerine oturtuldukları televizyon ve bilgisayar gibi modern araçlar, vahim durumu, dayanılmaz noktalara taşıdı.
 
Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırılmadı. 
 
Yaratıcılık ve sosyal beceriyi geliştiren aktiviteler terk edildi.
 
Bu çocuklar şimdilerde hızla, mutsuz, tatminsiz, sürekli canı sıkılan ve uzun süreli ilişkiler kuramayan gençler haline geliyorlar.
 
Çözüm olarak sunulan tedavilerinse, büyük bir bölümü yanlış.
 
Yaşananları bir hastalık kategorisine sokup ilaçlarla tedavi etmek yerine, ailelerin bilinçlendirilmesi gerekiyor.
 
Houston Texas Polis Departmanı’nın ilkin 1959 yılında yayınladığı ve yenilenerek bugünlere gelen 12 maddelik bir listesi var.
 
Bu liste, sorunlu ve suça eğilimli çocuk yetiştirmenin kurallarını yazıyor.
 
Ekonominin yanı sıra, giderek değerlerin de küreselleştiği günümüz dünyasında, ülkemiz için de çok anlamlı olduğunu düşünerek, bu listeyi yazıma almaya ve sizlerle paylaşmaya karar verdim.
 
Sorunlu Çocuk Yetiştirme Kuralları
 
1. Bebekliğinden itibaren, çocuğunuz ne isterse yapın! Böylece o, tüm dünyanın ona bir şeyler borçlu olacağına inanacaktır.
 
2. Ağzından kötü sözler çıktığında, bu duruma gülün! Bunun, kendisini sevimli kıldığını düşünecektir.
 
3. Ona hiçbir manevi değer kazandırmayın! Bırakın büyüyünce, kendi kendine geliştirsin!
 
4. Yanlış işler yaptığında onu uyarıp sakın ''hata yaptın'' demeyin! Bunu yaparsanız, suçluluk kompleksi geliştirebilir. Büyüdüğünde, suç işlediği zaman, herkesin ona ''karşı olduğunu'' ve toplumun haksız yere onu cezalandırdığını düşünecektir.
 
5. Döküp saçtıklarını hep siz toplayın! Bu onun, sorumluluklarını hep başkalarının üstüne yıkmayı öğrenmesine yardımcı olacaktır.
 
6. Komşular, öğretmenler ve polisle bir sorun yaşandığında, hep çocuğunuzun tarafını tutun! Böylece, herkesin ona karşı ''önyargılı'' olduğunu kavrasın!
 
7. Çocuğun önünde devamlı kavga edin. Bu onun, aileniz parçalandığında, büyük bir şok yaşamasını engelleyecektir.
 
8. Çocuğunuza bol bol para verin ki, para kazanmanın anlamını öğrenmek zorunda kalmasın!
 
9. Yiyecek, içecek ve tüketim konusunda her tutturmasında, ona istediğini alın! Sabırla beklemek gibi bir deneyimi tatmasın!
 
10. Eline geçirdiği her tür kaynağı okumasına ve istediği her tür müziği dinlemesine izin verin! Aman dikkat edin, çocuğun kullandığı kap kacak temiz, hatta steril olsun! Varsın beyni, çöp kutusuna dönsün!
 
11. Başı derde girerse, ''onunla beraber hiçbir şey yapamadım'' diyerek kendinizden özür dileyin!
 
12. Kendinizi, sıkıntı, üzüntü ve sorunlu bir hayata hazırlayın! Çünkü buna ihtiyacınız olacak!
 
kaynak: http://www.safaknakajima.com/yazidetay.aspx?Id=74 

Damlaların Dansı- Tiyatro

Bizim kuzu çok severek ve sıkılmadan izledi. gerçketen eğlenceli bir tiyotro idi. Kadıköy Haldun Taner Sahnesinde izledik.
 
5+ olan tiyotronun konusu:
Doğadaki en güzel canlılardan biri olan Nadide Çiçek solmak üzeredir. Su Damlaları ise ona yardım edebilmek için yeraltından yola çıkarlar. Ancak Nadide Çiçek'e ulaşmak hiç de kolay olmayacaktır. Suyun oluşum evrelerinin bir serüven hikâyesiyle canlandırıldığı oyunda "yardımlaşma, dayanışma ve ortaklık" duygusu vurgulanıyor.

Suyun sıvı-buhar-kar hallerinin her biri canlandırılmış.Resimlerde gördüğünüz mavi şeyler suyun sıvı halini temsil eden damlacıklar :) Sahne tamemen siyah. Nesleri oynatanlarda siyah giyindiğinden görünmüyorlar. Sadece renkli yapılmış olan nesneler görünüyor. Bizim kuzu bunların nasıl ayakta kaldıklarını çok merak etti. Sonunda siyah giyi kişileri görünce anladı. 

Üç Kardeş ve Muhteşem Kurt- Tiyatro

Üç Kardeş ve Muhteşem Kurt, çocuk seyirci için oldukça eğlenceli bir el kuklası oyunu. Oyun, üç afacan kardeşin, yaramazlıklarını ve herkesin korktuğu Muhteşem Kurt ile tanışıp arkadaş olmalarını, mümkün olduğunca yalın biçimde, çocukların gözünden anlatıyor.

Acaba, Miçi, Kiçi ve Çiçi kurttan kurtulmak için ne yapmalıdırlar? Verilen sözlerin değeri ve dayanışmanın, işbirliğinin, hoşgörünün, bağışlamanın önemi vurgulanıyor.

İBB Şehir tiyatrolarında sahnelenen bur kukla tiyatrosunu Kadıköy Haldun Taner Sahnesinde bilet başı 3TL vererek bu ay boyunca pazar 12:00 ve 15:00 seanslarında izleyebilirsiniz.

İzleycilerle çok etkileşimli bir oyun olduğundan içerisi baya sesli oluyor. Hatta bazen çocukların sesinden kuklaların ne dediği udyulmuyor. Bir ara bizim kuzu ne zaman bitecek dedi, biraz sıkıldı.Ama yinede eğlendi. Belki 3+ olması da sıkmış olabilir bizim kızı dene olsa o artık 5+ :)