Bende ilk defa duydum :D
Bizim 14 aylık küçük bir kaç akşamdır yer beğenemiyor, bir oraya bir buraya atıyor kendini yatakta :( Sabah baktım kulağı akmış ve kulağını elletmiyor. Burun akıntısı da var. Bu arada diş de çıkarıyor. Bize doktor yolu gözüktü yine.
Doktorumuz muayene etti ve kulak nezlesi olmuş dedi. Bir yaşıma daha girdim.
Tabi bademciklerde şişmiş, aldık antibiyotiğimizi geldik eve.
Kulak nezlesi (efizyonlu otitis media) orta kulakta yapışkan sıvı toplanması imiş. Genelde iki yaş civarında görülürmüş. . Kulakta biriken sıvı ses titreşimlerinin iletilmesini engelliyormuş. İleri derece durumlarında işitme kaybı da olabilirmiş.
Bu arada ben devit ve demir vermeyi bırakmıştım. Gerçi demiri neredeyse hiç vermedim. Doktor artık 1 yaşından sonra da devam ediyoruz vitaminlere dedi ve multivitamin bir ilaç yazdı adını hatırlamıyorum. Ancak eczane de yokmuş, eşdeğeri POLİVİT verdiler. Kontrolde sordum doktora sizin yazdığınız yok diye. Evet biliyorum ama benim ilaç seçim kısmımda da başkası yok mecbur onu yazıyorum dedi. Burda bir iş dönüyor ama bende anlamadım :)
Showing posts with label Hastalık. Show all posts
Showing posts with label Hastalık. Show all posts
Tuesday, 31 January 2017
Tuesday, 10 November 2015
Yenidoğan-Pişik
Bir türlü geçiremediğimiz bir pişikle mücadele ettik.
Önce Bepanthol kullandık. Etki etmeyince travacort ve hametan krem kullandık.
Kuzenim naturalive pişik kremini önerdi. Bu biraz yumuşattı.
Sonra aile hekimimiz sırayla şunları önerdi: Desitin mor tüp, silverdin, travazol.Travazol kanamlı noktacıkları azalttı ama tamamen bitirmedi. Zaten kartizol içerikli olduğu için uzun süre kullanamadık.
Teyzem bir alman kremi verdi, o hep çocuklarına onu kullanırmış. Oda biraz hafifletti gibi ama geçirmedi.
Hepsini denedik :) bir çare olmadı.
Sonunda çocuk doktorumuz cildiye ye sevketti. Doktor çinko eksikliği olan bebeklerde görürüz biz bu tabloyu dedi. Bunun için tahil istedi. Neyseki sonuç negatif çıktı.
Tedavi için zalain, fucidin,hematan krem ve emovate kremlerini karıştır sabah akşam sür dedi. Her bez değişiminde ise Desitin yada Desitin ve naturalive pişik kremi ile hametan pomat sür dedi. Desitin ve naturalive pişik kremi benzer içeriğie sahip. Çinko içerikli bu kremler bir bariyer oluşturuyor bebeğin poposunda ve idradın direk cilde değmesini önlüyor.
3 günde bir gelişme olmadığı gibi kabarıklıkta arttı. Tekrar doktora gittik. Emovatekaldırıp yerine M-furo verdi. Ayrıca her bezlemede kullandığımız hametan pomat ta kullanmayın dedi.
Bu tedavi sonrasında çok şükür bir düzelme gördük.
Sonuç: inatçı bir pişik varsa cildiye doktoruna git :D
Bu arada doktor bu kız bizi çok uğraştıracak allerjik bir cildi var dedi. Alışkınız doktor bey bende allerjik bir kız daha var dedim :)
Önce Bepanthol kullandık. Etki etmeyince travacort ve hametan krem kullandık.
Kuzenim naturalive pişik kremini önerdi. Bu biraz yumuşattı.
Sonra aile hekimimiz sırayla şunları önerdi: Desitin mor tüp, silverdin, travazol.Travazol kanamlı noktacıkları azalttı ama tamamen bitirmedi. Zaten kartizol içerikli olduğu için uzun süre kullanamadık.
Teyzem bir alman kremi verdi, o hep çocuklarına onu kullanırmış. Oda biraz hafifletti gibi ama geçirmedi.
Hepsini denedik :) bir çare olmadı.
Sonunda çocuk doktorumuz cildiye ye sevketti. Doktor çinko eksikliği olan bebeklerde görürüz biz bu tabloyu dedi. Bunun için tahil istedi. Neyseki sonuç negatif çıktı.
Tedavi için zalain, fucidin,hematan krem ve emovate kremlerini karıştır sabah akşam sür dedi. Her bez değişiminde ise Desitin yada Desitin ve naturalive pişik kremi ile hametan pomat sür dedi. Desitin ve naturalive pişik kremi benzer içeriğie sahip. Çinko içerikli bu kremler bir bariyer oluşturuyor bebeğin poposunda ve idradın direk cilde değmesini önlüyor.
3 günde bir gelişme olmadığı gibi kabarıklıkta arttı. Tekrar doktora gittik. Emovatekaldırıp yerine M-furo verdi. Ayrıca her bezlemede kullandığımız hametan pomat ta kullanmayın dedi.
Bu tedavi sonrasında çok şükür bir düzelme gördük.
Sonuç: inatçı bir pişik varsa cildiye doktoruna git :D
Bu arada doktor bu kız bizi çok uğraştıracak allerjik bir cildi var dedi. Alışkınız doktor bey bende allerjik bir kız daha var dedim :)
Yenidoğan- Pamukçuk
Bebeğin ağzını kaplayan beyaz bir tabaka pamukçuk olarak adlandırılıyor. Candida albicans denilen bir mantar türünün sebep olduğu bir hastalıktır. Yenidoğanlarda sıkça görülür.
Halk arasında bu beyazlıkların karbonat/karbonatlı su ile silinmesinin iyiliştirici etkisi olduğu düşünülüyor. Bazen karbonat bebeğin ağzını kanatıyor. Annem eskiden biz hep silerdik diyor :)
Şimdilerde Mikostatin adlı sıvı bir ilaç veriyor doktorlar. Bebğin ağzına dokülen sıvı resmen kıvırıyor bebeğin ağzını :( . İlaca pamukçuk başlarbaşlamaz kullanılırsa çok çabuk geçer. Ancak tüm ağza yayılmış (dil,damak,dudak,yanak içi) ise tedavi daha uzun sürebilir.
Birde sebep olan mantarın emzirem dolayısı ile annenin memğine yayılması durumuda vardır. İlacın hem annein memsinde hem bebekte tamamen geçene kadar kullanılmalıdır diyor uzmanlar.
Ancak uzmanlarında ne dediği belli değil diyeceğim şimdi :D
Aşağıdaki adreste eğer cevap verenlerin hepsi doktorsa baya bir çelişki var cevaplarda. Hangisine inanacağız bilemiyorum. Kimi doktorda karbonat kullanmayın diyor.
http://www.doktorumonline.net/mid/danismahatti/c/8/id/84631/Bebekte_pamukcuk.htm
Halk arasında bu beyazlıkların karbonat/karbonatlı su ile silinmesinin iyiliştirici etkisi olduğu düşünülüyor. Bazen karbonat bebeğin ağzını kanatıyor. Annem eskiden biz hep silerdik diyor :)
Şimdilerde Mikostatin adlı sıvı bir ilaç veriyor doktorlar. Bebğin ağzına dokülen sıvı resmen kıvırıyor bebeğin ağzını :( . İlaca pamukçuk başlarbaşlamaz kullanılırsa çok çabuk geçer. Ancak tüm ağza yayılmış (dil,damak,dudak,yanak içi) ise tedavi daha uzun sürebilir.
Birde sebep olan mantarın emzirem dolayısı ile annenin memğine yayılması durumuda vardır. İlacın hem annein memsinde hem bebekte tamamen geçene kadar kullanılmalıdır diyor uzmanlar.
Ancak uzmanlarında ne dediği belli değil diyeceğim şimdi :D
Aşağıdaki adreste eğer cevap verenlerin hepsi doktorsa baya bir çelişki var cevaplarda. Hangisine inanacağız bilemiyorum. Kimi doktorda karbonat kullanmayın diyor.
http://www.doktorumonline.net/mid/danismahatti/c/8/id/84631/Bebekte_pamukcuk.htm
Friday, 19 September 2014
El-ayak-ağız-popo hastalığı, Koksaki virüsü
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NEDİR?
Coxsackie virüsünün yol açtığı, ağız içerisinde, el ve ayakta ve de popo bölgesinde döküntülerle kendini gösteren hastalığa EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI ismi verilir. Hastalık aniden ateş, boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve ağız içerisinde döküntülerle başlar. Döküntüler içleri su toplayan kabarıklıklar şeklindedir ve dudak, dil, diş etleri ve yutak bölgesinde görülürler. Benzer döküntüler el ayasında, ayak tabanında ve popo bölgesinde de ortaya çıkar. El-ayak-ağız hastalığı el ayası ve ayak tabanında döküntüye yol açan nadir hastalıklardan birisidir. Hastalık belirtileri 1 hafta içerisinde kendiliğinden geriler. El-ayak-ağız hastalığı en sık çocuklarda gözlenir ve kreş ve okul ortamında çocuklar arasında kolaylıkla yayılır.
kaynak: www.ansiklopediatri.com/goster.asp?dil=tr&terim=800
El ayak-ağız-popo (popoyuda ekliyorum çünkü bizde en önce ve ençok burada yara vardı) hastalığı maceramız:
Bizim kuzu hafif atlattı diyelim, bir gecelik ateş, az bir yara. Az diyorum çünkü kuzenimin oğlunun ayaklarının yaralarını görseniz içiniz parçalanır. İçleri sulu dolu, koca koca ve tüm ayağı sarmış. Aynı şekilde ağzı içi ve çevresi. Ki bu aktif halde 1 hafta sürdü. Bizimki çabuk söndü. Ancak halen (2 haftaya yakın oldu) yaralar tam iyileşmiş değil.
Bu hafta bizim kreşte baya bir çocuğa aynı şikayetlerle el-ayak-ağız hastalığı tanısı kondu. Kreşimiz genel temzilik ilan edip, tüm aoyuncakları ve mekanları temizletti. Bu arada bulaşıcı olduğundan teşhis konulanlar okula gelmiyor ama bizim gibi teşhisi geç konulanlar halen virüsü yaymaya devam ediyor olabilir. B
Sonuç olarak;
herkese geçmiş olsun...
Coxsackie virüsünün yol açtığı, ağız içerisinde, el ve ayakta ve de popo bölgesinde döküntülerle kendini gösteren hastalığa EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI ismi verilir. Hastalık aniden ateş, boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve ağız içerisinde döküntülerle başlar. Döküntüler içleri su toplayan kabarıklıklar şeklindedir ve dudak, dil, diş etleri ve yutak bölgesinde görülürler. Benzer döküntüler el ayasında, ayak tabanında ve popo bölgesinde de ortaya çıkar. El-ayak-ağız hastalığı el ayası ve ayak tabanında döküntüye yol açan nadir hastalıklardan birisidir. Hastalık belirtileri 1 hafta içerisinde kendiliğinden geriler. El-ayak-ağız hastalığı en sık çocuklarda gözlenir ve kreş ve okul ortamında çocuklar arasında kolaylıkla yayılır.
kaynak: www.ansiklopediatri.com/goster.asp?dil=tr&terim=800
El ayak-ağız-popo (popoyuda ekliyorum çünkü bizde en önce ve ençok burada yara vardı) hastalığı maceramız:
- Pazartesi: Gecen haftaya 4 saate bir ilaç ile ancak kontrol altına alınabilen yüksek ateşli bir gece ile başladık.
- Salı: Ertesi sabah sağlık ocağına gittik. Doktor boğazda kızarıklık var antibiyotik başlayalım dedi. Birazda kansız mı sanki dedi. Birde kan ilacı yazdı. Hay aksi tam bugüne mi gelir, bizim kuzunun doğum günü bugün ve yıllık resim çektirme seramonimizi yapmamız lazım :) Neyse ben kuzu teyzeme bıraktım ve işe gittim. Ateşi gece bigi yüksek değildi, gün içinde de çok yükselmemiş. Sonrasında yüksek ateş görmedik. Ancak o gece bir saatte bir uyandı yavru. Ağzım ağrıyor diye ağladı. Hiç bir anlam veremedim.
- Çarşamba: Ertesi gün (çarşamba) okula gitti, doğum günü partisine pastneden pasta aldık, çocuklar yediler.
- Perşembe: sabah bi baktım bizim kızım poposu, kimisi isilik kimisi sivilce gibi iltihaplı ve cevresi kıpkırmızı yaralarla dolu. Eyvah dedim yediği pasta dokundu, allerjisi azdı. Başladım allerji kremlerini sürmeye. Birde ayağımın altında yara var üstüne basamıyorum demesin mi! baktım gerçekten bir kızarıklık var. Dedim heralde sinek ısırdı.
- Cuma: Artık kuzunun hertarafında (kolunda, bacağında, ağzının kenarlarında) az az var bu yaralardan. Ama poposu tamamen kaplı. Ancak çok uzun sürmeden hemen kabuk bağladılar.
- Pazar: Bizim kuzenin oğlunun vucüdünda kızarıklıklar gördük. (Salı gününü bizim kuzu bu kuzeniyle geçirdi). 3 gündürde düşmeyen yüksek ateşi vardı ve diş çıkarıyordu. Doküntüleri görünce doktoa gittik. Bari dedim gitmişken bende kızı götüreyim, bakalım gerçekten allerjiden mi o yaraları. Doktor direk koksaki virüsü dedi. Bizim kuzuyuda görünce virüsü siz bulaştırmışsınız dedi :D Bualşıcılık evremizi geçtiğimiz için kreşe gidebilirsiniz dedi ancak biz zaten ilk günden gitmeye devam ettiğimiz için yeterince bulaştırmışızdır zaten :). Tabi muhtemelen bizde ordan aldık.
![]() |
| bizim kuzunun kabuk bağlamış yaraları |
![]() |
| yeğenin aktif yaraları |
Bu hafta bizim kreşte baya bir çocuğa aynı şikayetlerle el-ayak-ağız hastalığı tanısı kondu. Kreşimiz genel temzilik ilan edip, tüm aoyuncakları ve mekanları temizletti. Bu arada bulaşıcı olduğundan teşhis konulanlar okula gelmiyor ama bizim gibi teşhisi geç konulanlar halen virüsü yaymaya devam ediyor olabilir. B
Sonuç olarak;
- koksaki virüsü el-ayak-ağız hastalığına sebep olan bir virüs imiş.
- Genelde hijyen problemin olduğu yerlerde olurmuş. Ellerin sık yıkanmamasından kaynaklanırmış.
- Aslında bizim örneğimizde olduğu gibi yaralar popoda da çıkarmış ama nedense hastalığın adında yer almamış :)
- Yaraları suçiçeğine benzeten doktorlar olurmuş, ancak suçiçeği genelde saçlı deri çevresinde çıkarmış ve asla el-ayakta çıkmazmış. bu durumda dedektif annelik rolu çok önem kazanıyor :)
- 5 yaş altını etkileyen bir hastalıkmış, korkmayın anne-babaya bir etkisi yokmuş.
herkese geçmiş olsun...
Monday, 15 August 2011
Sinek Isırığı-Allerji
http://www.gebelikveannelik.com/forum/forum_posts.asp?TID=33621
Wednesday, 20 July 2011
Kızamıkçık
15 temmuz gecesi yüksek ateşle uyandı Zuzucuk :(
Cumartesi, pazar, pazartesi 38,5-39,5 arası ateş sürekli devam etti. Pazartesi akşamı yüzünde küçük kırmızı lekecikler çıkmaya başladı ve sabaha bütün yüzünü, boynunu dalamıştı. Ayrıca bü döküntülerden sonra yüksek ateş düştü.
Doktor Kızamıkçık çıkardığını söyledi. Döküntüler 1-2 güne bacaklara iner sonrada vücudu terk eder gider dedi. İlaç tedavisi gerekmez dedi ayrıca. Tekrar yüksek ateş ve dmküntüde değişiklik olursa getir dedi. Bide üşütme dedi :) (kızamıkçık virüsü sıcakta barınamazmış, soğukta daha iyi yaşarmış.)
Cumartesi, pazar, pazartesi 38,5-39,5 arası ateş sürekli devam etti. Pazartesi akşamı yüzünde küçük kırmızı lekecikler çıkmaya başladı ve sabaha bütün yüzünü, boynunu dalamıştı. Ayrıca bü döküntülerden sonra yüksek ateş düştü.
Doktor Kızamıkçık çıkardığını söyledi. Döküntüler 1-2 güne bacaklara iner sonrada vücudu terk eder gider dedi. İlaç tedavisi gerekmez dedi ayrıca. Tekrar yüksek ateş ve dmküntüde değişiklik olursa getir dedi. Bide üşütme dedi :) (kızamıkçık virüsü sıcakta barınamazmış, soğukta daha iyi yaşarmış.)
Tuesday, 21 December 2010
Yenidoğan-Göz Çapaklanması
yeni doğan bebekler çapaklanma birkaç sebepten kaynaklanabilir.
1- doğum kanalından kaptığı mikrop (bu durumda doğumu takiben ilk günlerde olmaya başlar)
2- dışarıdan gelen mikrop, bu doğumdan 1 hafta 10 gün sonra başlamışsa düşünülebilir.
3- göz yaşı kanalında tıkanıklık durumunda (enfeksiyonlar kanalı tıkamış olabilir). Bu durumda göz yaşı bezlerine masaj yapmak %90 etkili.Göz pınarlarından burunun aşağısına doğru hafif bastırarak yapılmalı.
Gözyaşı, gözün ön kısmına yayılarak burayı nemlendirip ıslattıktan sonra gözyaşı kanalından geçerek burun içine akıyor. Ancak bu kanal tıkalı olursa, gözde çapaklanma, sulanma, kızarıklık ve iç kısmında şişlik oluşuyor (kaynak)
Bebeğimde doğumdan itibaren çapaklanma vardı, 1 haftalık iken göz doktoruna götürdüm oftalmotrim verdi. bu damla ile bir sonuç elde edemedik. 1 aylık iken çocuk doktoruna götürdüm oda tobrased verdi. bu da bir sonuç vermedi. Bir ara çay ile sildim. 2,5 aylık civarı bir gözü iyileşti. Daha sonra tobrex(sıvı damla) ve fucithalmic(krem damla) beraber kullandık. Bu ikisinin olumlu etkisi var ama tam olarak geçmiş değil.
ilaçların yanı sıra şu yöntemlerde öneriliyor:(muhakkak steril pamuk yada gazlı bez kullanılmalı, el değmemeli, her göz için ayrı parçalar kullanılmalı)
1- gözü anne sütü ile silmek: anne sütünün anibiyotik etkisi vardır. ve bazı bebeklerde işe yarar.
2- çayın demi ile silmek: ılık dem bebeğin gözü steril bir pamuk ile siliniyor.
3- serum fizyolojik ile silmek: yine steril bez ile göz siliniyor.
güncelleme: 11.10.2015
Bu sefer direk fucithalmic(krem damla) kullandık. yaklaşık 10 günde geçti. Ayrıca sık sık gözüne süt sağdım. Oluşan çapakları da ılık su ile sildim.
1- doğum kanalından kaptığı mikrop (bu durumda doğumu takiben ilk günlerde olmaya başlar)
2- dışarıdan gelen mikrop, bu doğumdan 1 hafta 10 gün sonra başlamışsa düşünülebilir.
3- göz yaşı kanalında tıkanıklık durumunda (enfeksiyonlar kanalı tıkamış olabilir). Bu durumda göz yaşı bezlerine masaj yapmak %90 etkili.Göz pınarlarından burunun aşağısına doğru hafif bastırarak yapılmalı.
Gözyaşı, gözün ön kısmına yayılarak burayı nemlendirip ıslattıktan sonra gözyaşı kanalından geçerek burun içine akıyor. Ancak bu kanal tıkalı olursa, gözde çapaklanma, sulanma, kızarıklık ve iç kısmında şişlik oluşuyor (kaynak)
Bebeğimde doğumdan itibaren çapaklanma vardı, 1 haftalık iken göz doktoruna götürdüm oftalmotrim verdi. bu damla ile bir sonuç elde edemedik. 1 aylık iken çocuk doktoruna götürdüm oda tobrased verdi. bu da bir sonuç vermedi. Bir ara çay ile sildim. 2,5 aylık civarı bir gözü iyileşti. Daha sonra tobrex(sıvı damla) ve fucithalmic(krem damla) beraber kullandık. Bu ikisinin olumlu etkisi var ama tam olarak geçmiş değil.
ilaçların yanı sıra şu yöntemlerde öneriliyor:(muhakkak steril pamuk yada gazlı bez kullanılmalı, el değmemeli, her göz için ayrı parçalar kullanılmalı)
1- gözü anne sütü ile silmek: anne sütünün anibiyotik etkisi vardır. ve bazı bebeklerde işe yarar.
2- çayın demi ile silmek: ılık dem bebeğin gözü steril bir pamuk ile siliniyor.
3- serum fizyolojik ile silmek: yine steril bez ile göz siliniyor.
güncelleme: 11.10.2015
Bu sefer direk fucithalmic(krem damla) kullandık. yaklaşık 10 günde geçti. Ayrıca sık sık gözüne süt sağdım. Oluşan çapakları da ılık su ile sildim.
Doğum Sonrası Tırnak Batması
Fucidin
Tuesday, 9 November 2010
Bebeklerde geciken kaka problemi
Bebeğiniz kabız değil ama kakasını yapamıyor. Bazen haftada 1-2 kez ancak yapıyor. Tabi annelerde endişeleniyor.
Sadece anne sütü alan bir bebeğin, midenin anne sütünün tamamını emmeye çalışması ve verimli kullanmasından kaynaklanıyor. Yani aslında endişelenecek bir şey yok.
Ama benim kızım kakasını yapamadığı için huzursuzlanıyor, karnı tok, altı temiz olmasına rağmen uyuyamıyor ve ağlıyor, bu durum da kakaya mudahale etmek gerekiyor. Şunları yapıyorum bende böyle zamanlarda (Yalnız bu yöntemlere çok sık başvurmamak gerekiyor zira bunlar bağırsak tembelliğine yol açabiliyor.)
- 1 çay kaşığı zeytinyağı içiriyorum (hakiki zeytinyağı, rafine edilmiş değil)
- kulak çöpünü zeytinyağına batırıp popusunun içini yağlıyorum (çok fazla geçirmeden)
- küçük bir parça sabun kırığını zeytinyağına batırıp fitil koyar gibi poposuna koyuyorsunuz
-şırınga ile 1 çay kaşığı zeytinyağını poposundan enjekte ediyorsunuz.(kayınvaldemin önerisi)
Sunday, 7 November 2010
Dr Harvey Karp ve Teknikleri
BASİT ÇÖZÜMLER BULDU
Harvey Karp, The Happiest Baby on the Block' ve 'The Happiest Toddler on the Block' kitaplarıyla, Amerika'nın en çok okunan çocuk doktoru. Gelişimsel pediatri uzmanı Dr. Karp, pek çok anne-babanın çaresiz kaldığı durumlara basit çözümler bulmasıyla tanınıyor. Dr. Harvey Karp'ın yöntemleri; hastanelerde doğum öncesi eğitim programlarında öğretiliyor.
21 temmuz 2010 tarihinde Acıbadem Maslak hastanesinde konferans veren doktorun anlattıklarını paylaşan bir kaç blog buldum. Bilgi edinmek amacı ile bloglar okunabilir. Ama en iyisi kitabını okumak heralde, hatta anlattığı yöntemlerin nasıl uygulandığını gösteren filmleri içeren dvd lerde varmış ama türkiyede yok. Belki ABD deki arkadaşlar edinebilir. Bende en yakın zamanda kitabı edineceğim. daha sonra yorumlarımı burda ve kitap dünyamda bulabilirsiniz
Baby kitabı Türkçe'ye çevrilmiş. ilk baskıda adı 'Mahallenin En Mutlu Yumurcağı', ikinci baskıda ise 'Anne Babalar İçin Başarılı Bir Çocuk Yetiştirmenin Yolları'. 1. baskı internet kitapçılarında var ama ne hikmetse ikinci baskı yok :). Ayrıca 1. ad daha sıcak, samimi; 2. ad ise daha öğütvari kokuyor ve itici.
İlk kitap bebeklik dönemini ele alıyor, benim seminer notlarından anladığım kadarı ile de özellikle de gaz sancısı olan kolik bebekleri sakinleştirmeye yönelik. Bunun için kendisinin 5S kuralı var. ki oda şu:
1-Swaddle-Kundaklama,sarma
2-Side/Stomach- Yan üstü ya da yüzüstü yatırma
3-Shush!-Şişşş sesi yüksek sesle
4-Swinging-Sallama, hareket ettirmek
5-Suck-Emmek, emzirmek
burada doktorun anlatışı var:
http://abcnews.go.com/Health/video/calm-colicky-baby-9854910
2. kitap ise 1-5 yaş arasını kapsıyor gibi. (toddler=yeni yürümeye başlayan çocuk ). bundada özellikle inatlaşma,bağrışma esnasında nasıl davranmalıyız konusu üzerinde durulmuş notlarda.
Birde Baby Bliss adında bir E-kitabı varmış yazarın ve ingilizce tabiki.
Aşağıda doktoru çok iyi takip eden bir annenin doktor ile yaptığı ropörtaj var, güzel bir çalışma olmuş. Ve bu annenin sitesindeki paylaşımlarının adresleri var. Ayrıca diğer bir kaç blogdaki yazıların adresleri mevcut.
http://blogcuanne.com/2010/07/22/harvey-karpla-roportaj
http://blogcuanne.com/2010/07/20/gelelim-sadede-the-happiest-baby-on-the-block
Buda ropörtajı ve semineri fotoğraflayan annenin notları:
http://www.yesimmutlu.com/ysmblog/?p=1880
http://www.yesimmutlu.com/ysmblog/?p=1894
başkalarından notlar:
http://www.pi.web.tr/dr-harvey-karp-istanbuldaydi-happiest-toddler-on-the-block
http://www.ikizdunyasi.com/v2/content/view/732/1/
bu adreste soru-cevap kısmıda yazılmış:
http://www.nurturia.com.tr/bugulog/a9a957a8-f757-4cc6-8efa-9dbb010ad22d/harvey-karp-seminer-notlariozgeden
Harvey Karp, The Happiest Baby on the Block' ve 'The Happiest Toddler on the Block' kitaplarıyla, Amerika'nın en çok okunan çocuk doktoru. Gelişimsel pediatri uzmanı Dr. Karp, pek çok anne-babanın çaresiz kaldığı durumlara basit çözümler bulmasıyla tanınıyor. Dr. Harvey Karp'ın yöntemleri; hastanelerde doğum öncesi eğitim programlarında öğretiliyor.
21 temmuz 2010 tarihinde Acıbadem Maslak hastanesinde konferans veren doktorun anlattıklarını paylaşan bir kaç blog buldum. Bilgi edinmek amacı ile bloglar okunabilir. Ama en iyisi kitabını okumak heralde, hatta anlattığı yöntemlerin nasıl uygulandığını gösteren filmleri içeren dvd lerde varmış ama türkiyede yok. Belki ABD deki arkadaşlar edinebilir. Bende en yakın zamanda kitabı edineceğim. daha sonra yorumlarımı burda ve kitap dünyamda bulabilirsiniz
Baby kitabı Türkçe'ye çevrilmiş. ilk baskıda adı 'Mahallenin En Mutlu Yumurcağı', ikinci baskıda ise 'Anne Babalar İçin Başarılı Bir Çocuk Yetiştirmenin Yolları'. 1. baskı internet kitapçılarında var ama ne hikmetse ikinci baskı yok :). Ayrıca 1. ad daha sıcak, samimi; 2. ad ise daha öğütvari kokuyor ve itici.
İlk kitap bebeklik dönemini ele alıyor, benim seminer notlarından anladığım kadarı ile de özellikle de gaz sancısı olan kolik bebekleri sakinleştirmeye yönelik. Bunun için kendisinin 5S kuralı var. ki oda şu:
1-Swaddle-Kundaklama,sarma
2-Side/Stomach- Yan üstü ya da yüzüstü yatırma
3-Shush!-Şişşş sesi yüksek sesle
4-Swinging-Sallama, hareket ettirmek
5-Suck-Emmek, emzirmek
| Mahallenin En Mutlu Yumurcağı-Dr Harvey Karp |
burada doktorun anlatışı var:
http://abcnews.go.com/Health/video/calm-colicky-baby-9854910
2. kitap ise 1-5 yaş arasını kapsıyor gibi. (toddler=yeni yürümeye başlayan çocuk ). bundada özellikle inatlaşma,bağrışma esnasında nasıl davranmalıyız konusu üzerinde durulmuş notlarda.
| Anne Babalar İçin Başarılı Bir Çocuk Yetiştirmenin Yolları-Dr Harvey Karp |
Birde Baby Bliss adında bir E-kitabı varmış yazarın ve ingilizce tabiki.
| Baby Bliss Ekitap -Dr Harvey Karp |
Aşağıda doktoru çok iyi takip eden bir annenin doktor ile yaptığı ropörtaj var, güzel bir çalışma olmuş. Ve bu annenin sitesindeki paylaşımlarının adresleri var. Ayrıca diğer bir kaç blogdaki yazıların adresleri mevcut.
http://blogcuanne.com/2010/07/22/harvey-karpla-roportaj
http://blogcuanne.com/2010/07/20/gelelim-sadede-the-happiest-baby-on-the-block
Buda ropörtajı ve semineri fotoğraflayan annenin notları:
http://www.yesimmutlu.com/ysmblog/?p=1880
http://www.yesimmutlu.com/ysmblog/?p=1894
başkalarından notlar:
http://www.pi.web.tr/dr-harvey-karp-istanbuldaydi-happiest-toddler-on-the-block
http://www.ikizdunyasi.com/v2/content/view/732/1/
bu adreste soru-cevap kısmıda yazılmış:
http://www.nurturia.com.tr/bugulog/a9a957a8-f757-4cc6-8efa-9dbb010ad22d/harvey-karp-seminer-notlariozgeden
Sunday, 30 May 2010
Gebelikte yapılan testler ve haftaları
Gebeliğin ilk zamanlarında
TİT (Tam idrar tahlili)
Kan tahlili
22. hafta
Obstetrik USG - ayrıntılı ultrason: bebeğin iç organları gelişi kontrol ediliyor
24. hafta
50 gr şeker yüklemesi (PPG): gebelik şekeri için. Özellikle pilav,ekmek,makarna,hamur işlerinden uzak durmak gerekiyor
100 gr şeker yüklemesi(OGTT): 50 grlık yüklemede normal sınırları aşarsa bu yapılıyor.
TİT (Tam idrar tahlili)
Kan tahlili
22. hafta
Obstetrik USG - ayrıntılı ultrason: bebeğin iç organları gelişi kontrol ediliyor
24. hafta
50 gr şeker yüklemesi (PPG): gebelik şekeri için. Özellikle pilav,ekmek,makarna,hamur işlerinden uzak durmak gerekiyor
100 gr şeker yüklemesi(OGTT): 50 grlık yüklemede normal sınırları aşarsa bu yapılıyor.
Wednesday, 24 March 2010
Hamilelikte Kullanılan İlaçlar ve Nedenleri
Folik Asit desteği için
Gebelik başlangızından 3 ay öncesinden başlanması uygun görülen folik asit merkezi sinir sistemin gelişiminde etkin maddedir. Nöral Tüp denilen beyin ve omiriliğin taslağı bu yapı 8. haftada tamamlanmaktadır. Dolayısı ile erken başlanan folik asit daha etkili olacaktır. Gebelik düşünen anne adaylarının takviye alması önerilir, dokturunuzla kesinlikle konuşarak başlamak çok daha doğru olur.
İlaçlar:
-Folic Plus: Folik asit+Kalsiyum+D vitamini içerir
Demir desteği için
Kan hacminin artması ile kan yapıcı etkisi olan demir desteği gerekmetedir. Demir ilaçları bulantıların yoğun olduğu ilk 3 aydan sonra verilir genelde(kansızlık gibi bir durumda daha erkende başlanabilir.)
Demir eksikliğini en aza indirebilmek için kan yapıcı; pekmez, kuru üzüm, kırmızı et, yumurta ve kuru baklagillerden zengin gıdaların tüketilmesine önem verilmelidir.
İlaçlar:
-Gynoferon:
Vitamin desteği için
Sanki her gebenin muhakkak alması gerekn bir takviye olarak düşünülsede aslında öğle değildir. Kilo alımını artırır. Eğer anne dengeli beslenebiliyorsa vitamin hapı alması gerekmez. Son kararı elbette doktornuz verecektir.
İlaçlar:
-Megadyn Pronatal:
-Elevit Pronatal:
Düşük Önleyici
Gebelik ilk dönemlerinde görülen kanamalar nedeni ile ilaçlar verilmektedir. Bazı doktorlar bilimsel olarak katkısı olmadığını düşünürken bazı doktorlar halen vermektedir.
İlaçlar:
-Progestan:
İdrar Yolları Enfeksiyonu
Sancıların varlığı ve idrar tahlili ile görülen enfeksiyon durumunda veriliyor.
İlaçlar:
-Sefpotec:
Kabızlık Durumunda
Gebelikte kabızlık ciddi bir sorun. Karın ağrıları yapıyor, şişkinlik veriyor. Yalnız ilaçlları çok fazla kullanıp bağırsakları da alıştrmamak lazım.
İlaçlar:
-Magnezyum Calciniee (magnésié calcinée): yatmadan önce yarım su bardağı suya bir ölçek toz karrıştırılıp içilir.
-Duphalaca: şerbet tadında, içimi kolay. Günde bir ölçü direk de içilerbilir, su ile seyreltilerek de içilebilir.
Bacaklarda krap
Magnezyum eksikliğinden oluşuyor. özellikle sabahları bacakların kasıklı kalması durumu.
İlaçlar:
-Magnezyum diasporal
- Osteocare : Kalsiyum, magnezyum, vitamin D3, zinc içeriyor.
- OsteoZinc: Kalsiyum, magnezyum, Vitamin D, Çinko içerir
Gebelik başlangızından 3 ay öncesinden başlanması uygun görülen folik asit merkezi sinir sistemin gelişiminde etkin maddedir. Nöral Tüp denilen beyin ve omiriliğin taslağı bu yapı 8. haftada tamamlanmaktadır. Dolayısı ile erken başlanan folik asit daha etkili olacaktır. Gebelik düşünen anne adaylarının takviye alması önerilir, dokturunuzla kesinlikle konuşarak başlamak çok daha doğru olur.
İlaçlar:
-Folic Plus: Folik asit+Kalsiyum+D vitamini içerir
Demir desteği için
Kan hacminin artması ile kan yapıcı etkisi olan demir desteği gerekmetedir. Demir ilaçları bulantıların yoğun olduğu ilk 3 aydan sonra verilir genelde(kansızlık gibi bir durumda daha erkende başlanabilir.)
Demir eksikliğini en aza indirebilmek için kan yapıcı; pekmez, kuru üzüm, kırmızı et, yumurta ve kuru baklagillerden zengin gıdaların tüketilmesine önem verilmelidir.
İlaçlar:
-Gynoferon:
Vitamin desteği için
Sanki her gebenin muhakkak alması gerekn bir takviye olarak düşünülsede aslında öğle değildir. Kilo alımını artırır. Eğer anne dengeli beslenebiliyorsa vitamin hapı alması gerekmez. Son kararı elbette doktornuz verecektir.
İlaçlar:
-Megadyn Pronatal:
-Elevit Pronatal:
Düşük Önleyici
Gebelik ilk dönemlerinde görülen kanamalar nedeni ile ilaçlar verilmektedir. Bazı doktorlar bilimsel olarak katkısı olmadığını düşünürken bazı doktorlar halen vermektedir.
İlaçlar:
-Progestan:
İdrar Yolları Enfeksiyonu
Sancıların varlığı ve idrar tahlili ile görülen enfeksiyon durumunda veriliyor.
İlaçlar:
-Sefpotec:
Kabızlık Durumunda
Gebelikte kabızlık ciddi bir sorun. Karın ağrıları yapıyor, şişkinlik veriyor. Yalnız ilaçlları çok fazla kullanıp bağırsakları da alıştrmamak lazım.
İlaçlar:
-Magnezyum Calciniee (magnésié calcinée): yatmadan önce yarım su bardağı suya bir ölçek toz karrıştırılıp içilir.
-Duphalaca: şerbet tadında, içimi kolay. Günde bir ölçü direk de içilerbilir, su ile seyreltilerek de içilebilir.
Bacaklarda krap
Magnezyum eksikliğinden oluşuyor. özellikle sabahları bacakların kasıklı kalması durumu.
İlaçlar:
-Magnezyum diasporal
- Osteocare : Kalsiyum, magnezyum, vitamin D3, zinc içeriyor.
- OsteoZinc: Kalsiyum, magnezyum, Vitamin D, Çinko içerir
Tuesday, 1 September 2009
Varikosel ve L-Arginine
Varikosel ameliyatının ardından aminoasit desteği olarak L-ARGININE (HCL)MONOHYDROCHLORIDE (L-Argirine (Arginene=Arginex) kullanılmaktadır.
not: ilaç ile birlikte doğal olarak tavsiye edilen ürünlerde vardır.
1- keçibonuzu (harnup) -pekmez, kaynatarak suyunu içme
2- cakşır otu
Toz halinde üretimi olan firmalar (250 gr): Neksim Kimya, Suvar Kimya
Kapsül üretimi olan firmalar: Solgar
Kullanımı: GÜNDE 8 GRAM OLMAK ÜZERE, 500 İLE, 750 GRAMLIK (2 İLE 3 AY SÜRELİ) UYGULAMA YAPILMAKTADIR. GÜNLÜK DOZ SABAH AKŞAM 4'ER GRAMININ YARIM BARDAK SUDA ERİTİLEREK İÇİLMESİ ŞEKLİNDEDİR.
online satış: http://www.eczanegulden.com/main/largirine_arginenearginex_250_gr-239-26-11.html
http://www.neksim.com.tr/siparisdetay.asp?ID=Mg==
http://www.neksim.com.tr/productdetail.asp?detay=open&MasterID=8&ID=Mg==#
Ürün Kategorisi :
Ürün İsmi : L - Arginine Monohydrochloride
Ürün Kodu : 001
ürün Fiyatı : 000-YTL
Ürün Ön Açıklaması : Beyaz, kristal yapıda, suda çok kolay eriyen esansiyel bir aminoasid ...
Ürün Açıklaması :
Beyaz, kristal yapıda, suda çok kolay eriyen esansiyel bir aminoasid olan L-Arginine Monohydrochloride'nin spermatogenezde etkili olduğu ilk defa 1944 yılında Holt ve Albanase tarafından ileriye sürülmüş , daha sonra çeşitli otörler oligospermili kimselerde Arginin kullanarak oldukça iyi sonuç aldıklarını bildirmişlerdir.
Literatürlerde Arginin'in spermatogenezin gelişiminde gerekli olduğu belirtilmektedir.Zira Arginin, nükleoproteinlerin yapısına girmekte ve spermatozoidlerde önemli bir nükleoprotein komponenti olarak bulunmaktadır.Spermatogenezin hem mitoz hem meyoz bölünmesi sırasında çok miktarda nükleoproteine ihtiyacı vardır.Diğer taraftan Arginin, Arginin Fosforikasit şeklinde, Adenozin Trifosfat'ın yeniden sentezinde rol oynayarak normal sperm motilitesi için enerji maddesi sağlanmasında yardımcı olmaktadır.Ayrıca Arginin, Kallikrein-kinin sisteminin yapısını oluşturan peptidlerin en önemli komponenti olması nedeniyle de sperm motilitesinde önemli rol oynamaktadır.
Spermatogenez üzerinde çok değişik etkenler rol oynamaktadır. Ancak bütün bu faktörleri ortaya çıkarmak ve özellikle spermatogenez üzerinde ters etki yapan nedenleri bulmak çok zor ve çoğu zaman olanak dışı olduğundan, tedavi büyük bir sorun olmaya devam etmektedir. Sebebi saptanamayan infertilite vakalarında spermatogenezi aktive etmek için de çok çeşitli ilaçlar;
* Gonadodrofik Hormonlar * Mesterolon ve diğer androjenler * Klomifen Sitrat
* A,E,B ve C gibi ilaç ve vitaminler uygulanmakta, ancak bunlardan alınan sonuçlarda çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.
Yukarıdaki ilaçlara ek olarak, son yıllarda birde L-Arginine Monohydrochloride yaygın olarak kullanılmaya başlanmış ve insanlarda yapılan Arginin uygulamalarından oldukça olumlu sonuçlar alındığına dair yayınlar yapılmaya başlanmıştır.
Schachter ve arkadaşları, 178 oligopermili insanda 2 ila 3 ay süreli Arginin uygulamak suretiyle 111 vakada (%62,3) spermatozoid sayı ve motilitesinde önemli derecede artış olduğunu görmüşlerdir. 21 vakada (%12,3) ise hafif bir artış olmuştur.
Arginin'in spermatogenezi inhibisyon yapan maddelerin etkisinden de önemli derecede koruduğu anlaşılmıştır. Yapılan deneylerde, spermatogenez inhibisyona uğratılmış ve günde 8 gr. dozda uygulanan Arginin tedavisiyle spermatogenezin büyük ölçüde aktive edildiği görülmüştür.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, bugüne değin sadece erkek infertilitesi tedavisinde kullanılan L-ARGININE'nin, ereksiyon problemlerinin giderilmesi ve Interstitial Cystitis tedavisi konusunda da faydalı olabileceğini göstermektedir.
Bilindiği üzere Arginin, vücutta Nitrik Oksit (NO) yapımına yol açmaktadır.Nitrik Oksit ise özellikle 1993 yılından bu yana önemi iyice kavranmış olan bir moleküldür. Ve çalışmalar, özellikle NO'in kalp-damar sisteminde damar açıcı görevi yapması nedeniyle kalp-damar hastalıklarının iyileştirilmesi, damar sertliğini gidererek kan akışını hızlandırması nedeni ile Impotence problemlerinin çözümüne yardımcı olması ve son olarak Interstitial Cystitis tedavisindeki rolü üzerine yoğunlaştırılmıştır.Bu konularda yapılan çalışmalar henüz tam anlamı ile yeterli olmamakla birlikte, uygulamalarda önemli ölçüde yararlı sonuçlar alındığı bildirilmektedir.Gelişmeler büyük bir ilgi ile izlenmektedir.
Sihirli molekül olarak kabul edilen Nitrik Oksit(NO)'in işlevlerini keşfeden bilim adamları, peş peşe tıp ödülleri almaktadır.
Molekülün;
* Kalp - Damar sistemine etkileri,
* Sinir Sistemine etkileri
* Tümör ve yabancı hücrelere etkileri,
* Özgül olmayan bağışık yanıt ve mikroplara karşı etkileri, bugün tüm dünyada konuşulup,tartışılmaktadır.
not: ilaç ile birlikte doğal olarak tavsiye edilen ürünlerde vardır.
1- keçibonuzu (harnup) -pekmez, kaynatarak suyunu içme
2- cakşır otu
Toz halinde üretimi olan firmalar (250 gr): Neksim Kimya, Suvar Kimya
Kapsül üretimi olan firmalar: Solgar
Kullanımı: GÜNDE 8 GRAM OLMAK ÜZERE, 500 İLE, 750 GRAMLIK (2 İLE 3 AY SÜRELİ) UYGULAMA YAPILMAKTADIR. GÜNLÜK DOZ SABAH AKŞAM 4'ER GRAMININ YARIM BARDAK SUDA ERİTİLEREK İÇİLMESİ ŞEKLİNDEDİR.
online satış: http://www.eczanegulden.com/main/largirine_arginenearginex_250_gr-239-26-11.html
http://www.neksim.com.tr/siparisdetay.asp?ID=Mg==
http://www.neksim.com.tr/productdetail.asp?detay=open&MasterID=8&ID=Mg==#
Ürün Kategorisi :
Ürün İsmi : L - Arginine Monohydrochloride
Ürün Kodu : 001
ürün Fiyatı : 000-YTL
Ürün Ön Açıklaması : Beyaz, kristal yapıda, suda çok kolay eriyen esansiyel bir aminoasid ...
Ürün Açıklaması :
Beyaz, kristal yapıda, suda çok kolay eriyen esansiyel bir aminoasid olan L-Arginine Monohydrochloride'nin spermatogenezde etkili olduğu ilk defa 1944 yılında Holt ve Albanase tarafından ileriye sürülmüş , daha sonra çeşitli otörler oligospermili kimselerde Arginin kullanarak oldukça iyi sonuç aldıklarını bildirmişlerdir.
Literatürlerde Arginin'in spermatogenezin gelişiminde gerekli olduğu belirtilmektedir.Zira Arginin, nükleoproteinlerin yapısına girmekte ve spermatozoidlerde önemli bir nükleoprotein komponenti olarak bulunmaktadır.Spermatogenezin hem mitoz hem meyoz bölünmesi sırasında çok miktarda nükleoproteine ihtiyacı vardır.Diğer taraftan Arginin, Arginin Fosforikasit şeklinde, Adenozin Trifosfat'ın yeniden sentezinde rol oynayarak normal sperm motilitesi için enerji maddesi sağlanmasında yardımcı olmaktadır.Ayrıca Arginin, Kallikrein-kinin sisteminin yapısını oluşturan peptidlerin en önemli komponenti olması nedeniyle de sperm motilitesinde önemli rol oynamaktadır.
Spermatogenez üzerinde çok değişik etkenler rol oynamaktadır. Ancak bütün bu faktörleri ortaya çıkarmak ve özellikle spermatogenez üzerinde ters etki yapan nedenleri bulmak çok zor ve çoğu zaman olanak dışı olduğundan, tedavi büyük bir sorun olmaya devam etmektedir. Sebebi saptanamayan infertilite vakalarında spermatogenezi aktive etmek için de çok çeşitli ilaçlar;
* Gonadodrofik Hormonlar * Mesterolon ve diğer androjenler * Klomifen Sitrat
* A,E,B ve C gibi ilaç ve vitaminler uygulanmakta, ancak bunlardan alınan sonuçlarda çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.
Yukarıdaki ilaçlara ek olarak, son yıllarda birde L-Arginine Monohydrochloride yaygın olarak kullanılmaya başlanmış ve insanlarda yapılan Arginin uygulamalarından oldukça olumlu sonuçlar alındığına dair yayınlar yapılmaya başlanmıştır.
Schachter ve arkadaşları, 178 oligopermili insanda 2 ila 3 ay süreli Arginin uygulamak suretiyle 111 vakada (%62,3) spermatozoid sayı ve motilitesinde önemli derecede artış olduğunu görmüşlerdir. 21 vakada (%12,3) ise hafif bir artış olmuştur.
Arginin'in spermatogenezi inhibisyon yapan maddelerin etkisinden de önemli derecede koruduğu anlaşılmıştır. Yapılan deneylerde, spermatogenez inhibisyona uğratılmış ve günde 8 gr. dozda uygulanan Arginin tedavisiyle spermatogenezin büyük ölçüde aktive edildiği görülmüştür.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, bugüne değin sadece erkek infertilitesi tedavisinde kullanılan L-ARGININE'nin, ereksiyon problemlerinin giderilmesi ve Interstitial Cystitis tedavisi konusunda da faydalı olabileceğini göstermektedir.
Bilindiği üzere Arginin, vücutta Nitrik Oksit (NO) yapımına yol açmaktadır.Nitrik Oksit ise özellikle 1993 yılından bu yana önemi iyice kavranmış olan bir moleküldür. Ve çalışmalar, özellikle NO'in kalp-damar sisteminde damar açıcı görevi yapması nedeniyle kalp-damar hastalıklarının iyileştirilmesi, damar sertliğini gidererek kan akışını hızlandırması nedeni ile Impotence problemlerinin çözümüne yardımcı olması ve son olarak Interstitial Cystitis tedavisindeki rolü üzerine yoğunlaştırılmıştır.Bu konularda yapılan çalışmalar henüz tam anlamı ile yeterli olmamakla birlikte, uygulamalarda önemli ölçüde yararlı sonuçlar alındığı bildirilmektedir.Gelişmeler büyük bir ilgi ile izlenmektedir.
Sihirli molekül olarak kabul edilen Nitrik Oksit(NO)'in işlevlerini keşfeden bilim adamları, peş peşe tıp ödülleri almaktadır.
Molekülün;
* Kalp - Damar sistemine etkileri,
* Sinir Sistemine etkileri
* Tümör ve yabancı hücrelere etkileri,
* Özgül olmayan bağışık yanıt ve mikroplara karşı etkileri, bugün tüm dünyada konuşulup,tartışılmaktadır.
Subscribe to:
Posts (Atom)

